Xhamsterdan

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Öncelikle bu yazıyı kendisinin isteği ile yazdığımı belirteyim. İsimler uydurulmuştur.

Yaklaşık 1 sene önce xhamster da bir selamla başladı ilişkimiz. yaklaşık 6 ay boyunca adını oturduğu şehri hatta yaşını bile farklı biliyordum selenin. 6 ay geçmiş güvenini kazanmıştım. Bir seviye ileri atlayıp telefonla kamera ile görüşmeye başladık. Ufak internet ve telefon sevişmeleri ile birbirimizi rahatlatıyorduk. Evli olması ve mesleği nedeni ile reel görüşmeden yana değildi. Çünkü tüm hayatı değişebilirdi bir aksilik olması halinde. Her geçen gün birbirimizi daha çok arzuluyor olacakların önüne geçemeyeceğimizi daha iyi anlıyorduk.

Görüşmelerimiz hep böyle telefon ve internet üzerinden sürdü gitti taki 1 sakarya escort hafta öncesine kadar. Selen 3 günlüğüne seminer nedeni ile il dışına çıkacağını eşinin çocukların okulları ve işi nedeni ile yanında olamayacağı haberini verdiğinde kendisine kaldığı otelde yanına gitme fikrini açtım. Tüm iş arkadaşlarının orda olacağı bunun mümkün olmayacağını söyleyeceğini daha teklif etmeden tahmin edebiliyordum. Ama içimde ki ona karşı olan arzu tarif edilemeyecek kadar çoktu. Gün içinde kesinlikl görüşmemek sadece geceleri gizlice odada görüşmek fikrini seminerden 1 gün önce kendisine zorla kabul ettirmiştim. Daha sonra kendisininde artık bundan kaçmak istemediğini söylemesi beni daha da mutlu etmişti.

Seminer için şilede bir otel seçilmişti. Güzel kaliteli bir oteldi gidilen otel. Onlar henüz gelmeden ben otele gitmiş odama yerleşmiştim. Otele devamlı insanlar geliyordu. İş arkdaşları olduğunu tahmin edebiliyordum ama henüz seleni görememiştim. Yaklaşık 1 saatlik beklememin ardından selen gelmişti. Onu eşi bırakmıştı. Açıkçası eşinin yakışıklı oluşu kendimi rahatsız hissettirmişti içten içe. Akşam yemeğinde yemek salonunda ilk defa birbirimizi yakından gördük. O ilk heyecanı hissini hala unutmadım. Elimdeki çatalı istem dışı önümdeki tabağa vuruyordum. O ise bana bakmaktan kaçmaya çalışıyor ama bir taraftan da incelemek ister gibi her fırsatta bana bakıyordu.

Yemekten sonra odama gidip selene oda numaramı mesaj attıp beklemeye başladım. Saat 23:00 civarlarında tıklayan bodrum escort kapım kalbimin atışını değiştirmişti. Kapıda beklememesi gerektiği için acele ile kapıyı açtım. Kapıyı açmam ile selenin kendisini odaya atması kapıyı kapatmaya çalışması bir olmuştu. İkimizde sessiz bir şekilde birbirimize baktık. Tek kelime bile etmeden dudaklarımız buluşmuştu. Ne kadar kendi vücut ısım yükselmişte olsa selenin teni ateş gibi geliyordu parmaklarıma. Kapıdan çok fazla uzakta olmayan yatağa giderken üzerimizdeki bir çok fazlalıktan kurtulmuştuk.

Boynunu emerken çıkardığım sütyeninden kurtulan göğüsleri harika görünüyorlardı. Avuçlarım arasına alıp hafif çe sıkarak uçlarını açığa çıkartıp emiyor, dişliyor dudaklarımdan hiç ayrılmamalarını, o tadı hiç yitirmemem gerektiğini düşünüyordum. Uzun uzun emdiğim göğüslerinden tenini tadarak göbeğine ordan kasıklarına inmiştim. Dilime dudaklarıma bulaşan sıvısı ılıktı ve bu tat benim sertleşmeme yetiyordu.

15 dakika o güzelliği tadarak, emerek geçmişti. Selen orgazm olmuş benim devam etmem nedeni ile inlemelerine engel olamıyor hale gelmişti. “Yalvarırım gir içime” demesi ile doğru zamanın geldiğini anlamış bacakları arasında yerimi almıştım. Dudaklarını öpmek için uzanırken aletimin başını girişine sürtüyor, selenin suları ile aletimi kayganlaştırıyordum. Tek hamlede yüklenerek tamamını selene sokmuştum. İçi dışından da fazla sıcaktı. Kollarını boynuma dolamış, bacaklarını iki yana ayıra bildiği kadar ayırmış beni içine alıyordu selen. O aylardır arzuladığım kadınla birlikte idim. Her anı büyülü gibi geçiyordu.

Bacaklarını omzuma almış içine girip çıkmaya devam ediyordum. Artık benimde orgazm olmam yaklaşmıştı. muğla escort Boşalmak için aletimi içinden çıkartırken “çıkarma içime boşal korunuyorum” demesi ile boşalmaya başlamam bir olmuştu. Bir süre içinden çıkmadan o şekilde kaldık.

Bu selen ile ilk birlikte oluşumuzdu. O gece ve önümüzdeki diğer 2 gece boyunca defalarca birlikte olduk. Unutamayacağım kadar güzel bir 3 gündü benim için. Şimdilik telefon ve internet üzerinden görüşmeye devam ediyoruz. Ama yeni fırsatlar için ikimizde can atıyoruz.

Bu yazı isimler hariç (yer ismi dahil) tamamıyle yaşanmış bir olayın anlatımıdır.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Yengemle İki Magandaya Siktirdik Kendimizi!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Slm ismim Seray. 25 yaşına bir kızım (ama Bakire değilim, bekaretimi İstanbul’da üniversitede okurken kaybettim). Bitirdiğim bölüm Otelcilik ve Turizm olduğundan ve amcamın Alanya’da bir oteli olduğundan, bir sezondur Alanya’da yaşıyorum ve amcamın otelinde çalışıyorum. Yengemin adı Demet, yani amcamın karısının. Ergenliğe adım attığım yaşlardan beri yengem nedense bana çok çekici gelmiştir. Aslında içimde lezbiyenlik adına hiçbir duygu yok ve yengemden başka hiçbir kadını da arzulamadım. Normal bir şekilde erkeklerden hoşlanıyorum.Yazın sonlarına doğru, sezonun yoğun dönemleri geçmiş, işler azda olsa hafiflemişti. Yengemin otelde aktif olarak bir görevi yoktu, ama ben sıkı bir şekilde çalışıyordum. Resepsiyondan tutun da, kayıt, muhasebe ve katçı kadınların takibine kadar her işi yapıyor, haftada 7 gün otelin herşeyiyle ilgileniyordum. Yani yazın nimetlerinden faydalanamıyordum. Bir pazar günü amcam bana, “Bugün izinlisin, hadi yengenle beraber sahile gidin.” dedi. Ben, yok falan dedimse de, yengem de, “Hadi gidelim!” diye ısrar etti. Yengemle aramız çok sıkı fıkı değildir aslında, ama dediğim gibi ondan hoşlanıyordum. “Tamam yenge, gidelim.” dedim ve odama çıktım hazırlanmak için…Atletik bir vücudum vardır. Boyum 1.70 ve 59 kilodayım. Vücudumu beğenirim, sadece göğüslerimin daha büyük olmasını isterdim. Göğüslerim portakal büyüklüğündeler, ama dimdikler. Hemen bikinimi giydim. Pembe çiçek desenli, altları yandan bağlamalı, normal bir bikini idi. Birkaç tane çok açık olan bikinim vardı, ama onları dışarıda giyecek kadar cesur değildim açıkçası. Ama yine de çantama bir tanesini atmıştım. Teşhiri severim. Webcamda falan takılırım bazen, o zaman giyiyorum ancak. Bikinimin üstünde beyaz pileli bir etek ve kolsuz kısa bir tişört giymiştim. Otelin lobisinde yengemle buluştuk. Alanya merkezinde bir plaja gidecektik, otelin plajını kullanmak istemedik, farklı bir yer istemiştik.Yengemin arabasına binip Kleopatra plajına vardık. İki şezlong kiraladık, adam gelip şemsiyelerimizi dikti. Yengem de şort ve tişörtünü çıkartıp sırtüstü uzanıp güneşlenmeye başladı. Yengemi neden arzuladığımı anlayamıyordum. Yengem 40’lı yaşların ortasında, hafif kilolu, 1.60 boylarında bir kadındı. Saçları hep permalıydı, rengini değiştiriyordu hep. Teni güneşten esmerleşmişti artık. Bikinisi gayet normal bir bikini idi. Ben de eteğim ve tişörtümü çıkarıp bir sigara yaktım ve şezlonga uzandım. Yengemle havadan sudan muhabbet ediyorduk. Sahil kalabalıktı. Sigaramı bitirdikten sonra yengemden güneş yağını istedim. Bana uzattı. Vücudumun ön tarafına sürdüm ve “Sen de istermisin yenge?” dedim. Yengem de, “Sen sür!” dedi. Sırt üstü yatıyordu. Göbeğinin üstüne döktüm yağı. Karnına, omuzlarına, göğsüne sürdüm (memelerine de dokunmak isterdim, ama cesaret edemedim tabi ki. Yengemin memeleri gerçekten iriydi, benimkilerin olmasını istediğim gibi). Oradan aşağılara, baldırlarına ve bacaklarına sürdüm. Ellerim kasıklarına yaklaştığında öyle heyecanlanıyordum ki! Yengem ise hiç birşey o yokmuş gibi yatıyordu…Yengem sonra yüzüstü döndü. Arkasına sürerken ellerimi birazda olsa bikinisinin alt kısmından içeri doğru sokarak kalçalarına dokunmuştum. Yengemi yağlamam bitince, yengem, “Gel, ben de senin sırtına süreyim!” dedi. “Tamam!” deyip yüzüstü uzandım. Sırtımdan başladı yağı sürmeye. “Kız sen neyle temizliyorsun tüyleri?” dedi, ama ben cevap vermedim. Üniversiteye giderken lazerle temizletmiştim, sadece amımın üstündekiler duruyordu. Yengem sırtıma sürerken bikinimin ipini çözmüştü. Sırtımdan bacaklarıma geçerken de, bikinim altını yanlardan ortaya çekip kalçalarımın arasına soktu. Ben napıyorsun gibisinden hareket edince, “Dur kız! Senin gibi vücudum olsa altıma ufacık bir tanga giyerdim. Bırakta popon güneş görsün biraz!” dedi. Yengem kalçalarıma dokunurken içim gidiyordu. Sonra kasıklarımı ve bacaklarımı da yağladı ve “Tamamdır!” deyip kendi şezlonguna geçti. Ben de bikinim üstü çözülü, altıda kalçalarımın arasında, yüzüstü yatarak güneşlendim…15 dakika sonra yengem, “Hadi önünü dön de yağ süreyim!” dedi. “Tamam!” deyip, bikinimin üstünün ipleri bağlamaya çalışırken, “Kız bırak şunu, rahat ol biraz, taş gibi göğüslerin var!” deyip, bikinimin üstünü almaya çalıştı, ama ben tutarak, “Utanırım ama!” dedim. Yengem, “O zaman beraber çıkartalım!” deyip bikinisinin üstünü fora edip, bembeyaz memelerini özgürlüğe kavuşturdu. Muhteşem görünüyorlardı, meme uçları kocamandı. Ben de bikinimi göğüslerime tutarak doğruldum. Yengem bikinimin üstünü çekerek aldı elimden ve “Yat bakalım!” dedi. Ben biraz çekingen davranıyordum. Onca insanın içinde üstsüz kalmaktan utanmıştım. Yengem kollarımı geriye doğru ittirdi, memelerim tamamen ortaya çıkmıştı. Yağı karnıma döktü, karnıma, göğüslerime omuzlarıma bacaklarıma sürdü. Ama ben yengemin ellerinin altında eriyordum. Bana tekrar, “Nasıl temizliyorsun tüylerini?” diye sordu. Lazer yaptırdığımı söyledim. Bu arada bikinimin altını birden havaya kaldırıp, amımın üstüne baktı. Yukarıya doğru bir çizgi olarak bırakmıştım amımın üstündeki tüyleri. “Bunları elletmemişsin?” dedi. Ben de, “Utanıp açamamıştım!” dedim. Yengemin bu hareketleri şaşırtmıştı beni. Aslında yengem biraz hoppa bir kadındı, ama abartmadan.Bütün vucudum yağ içindeydi. Yengem sürme işlemini bitirince yerine geçip ellerini arkaya attı, memeleri ortada güneşlenmeye başladı. Ben de aynı şekildeydim. Sahilde birçok erkeğin gözü üstümüzdeydi. Özellikle Maganda tipli erkekler hiç çekinmeden bizi süzüyorlardı. Nasıl süzmesinlerdi ki, ikimizin vücudu da güneşin altında yağ içinde parlıyordu. Eminim çok seksi görünüyorduk. Biraz daha güneşlendikten sonra yengem, “Hadi denize girelim!” deyip ayağa kalktı. Memeleri açıktaydı ve bikinisinin altı da koca kalçalarının arasında girmişti ve hiç düzeltme gereği duymamştı. Ben, “Tamam!” deyip bikinimin üstüne doğru hareketlenmişken, elimden tutup, “Bırak şunu artık!” deyip, çekerek kaldırdı beni…Denize uzaklığımız 20 metre falan vardı. Ben de yengem gibi üstsüzdüm ve bikinimin altı aynen kalçalarımın arasındaydı. Biraz utanıyordum açıkçası. İki üstsüz kadın, el ele, denize doğru yürüyorduk. Dışarıdan ne kadar azdırıcı göründüğümüzü hayal edersiniz herhalde. Denize girdik. Su ateş içindeki vücudumu serinletmişti. Biraz yüzdükten sonra kıyıya doğru geldik. Ayaklarımız yere bastığında dalgalarla oynamaya başlamıştık. Dalgalar üstümüze geldiğinde hopluyorduk. Memelerimiz de bizimle birlikte tabi. Dalgalar büyük geldikçe yengem bana sarılıyordu. Yengemin çıplak vücudu benimkine değdikçe mahvoluyordum. Ama benim de utangaçlığım geçmişti, fırsatı buldukça ben de sarılıyordum yengeme, kalçalarını avuçlarımın arasına alıyordum. Göğüslerimiz birbirine değiyordu arada. Soğuk sudan sertleşmişti uçları. Göğsümün üstünde hissediyordum yengemin meme uçlarının o sertliğini…Yengem, “Hadi çıkalım.” dedi ve önden çıktı. Bikinisinin altı kalçalarının arasında kaybolmuştu artık, hiç düzeltmeden şezlonga doğru yürüyordu önümden. Ben de aynı şekilde yarı çıplak arkasındaydım. Hiç kurulanmadan bir sigara yaktım. Zaten kalçalarımın arasına girmiş bikinim iyice yerleşmişti araya, birde hiç düzeltmeden oturunca sıyrılıp çatalımı da ortaya çıkarmıştı. Yengem de bir sigara istedi. Normalde içmezdi. Sohbetimiz biraz daha samimi olmaya başlamıştı. Bana halen kız olup olmadığımı sordu, kızlığımı nasıl kaybettiğimi falan anlattırdı. Etrafımızda bize bakanlardan bahsediyorduk. Yengem hoşuna giden birisi geçerken, “Şu çocuk ta süpermiş!” falan diyordu. Bu arada birkaç şezlong ilerimizde oturan iki kişi vardı. İkisi de şort giymişti. Biri 30, diğeri de 45 yaşlarında görünüyordu. Yaşlı olanın üstünde atleti vardı. Tam Magandaydı ikisi de. Biz denizdeyken gelmişler sanırım, denizden çıktığımızdan beridir de aleni olarak bizi izliyorlardı…Genç olan kalkıp yanımıza doğru yürümeye başladı. Yengemin arkası dönüktü o tarafa. Adam yanımıza gelince gülümseyerek, “Hello!” dedi. Yengem kıkırdamıştı hemen. Ben de, “Hello!” dedim. Adam kötü bir İngilizceyle, çok güzel olduğumu söylemeye çalıştı. Ben de, “Kendini yorma, Türkçe biliyoruz!” dedim. Özür diledi, arkadaşıyla birlikte bizi yazlık evlerine davet etmek istediğini söyledi, “Birlikte yemek yeriz, özel havuzumuz var, daha rahat oluruz!” falan dedi. Ben tam, (Teşekkür ederiz, ama hayır!) diyecektim ki, yengem benden önce cevap verdi ve “Eviniz nerede?” diye sordu. Ben yengemin bu hareketine şok olmuştum. Adamın ne kadar Maganda olduğu kaba konuşmasından belliydi. Evin yerini tarif etti. Yengem, “Tamam, gidelim! Ama saat 6 gibi bizi tekrar buraya bırakırsınız!” dedi. Adam sırıtarak, “Tabi ki hanımefendi! Ben arkadaşıma haber vereyim!” deyip gitti…Ben hemen, “Napıyorsun yenge? Bilmediğimiz adamların evine mi gideceğiz?” dedim. Yengem, “Aman kız, birşey olcağından değil ya, eğleniriz gariplerle biraz!” dedi. Diğer adam da atletini giymiş, yanımıza gelmişlerdi. Diğeri, “Adım Sinan!” diyerek kendini tanıştırdı. “Merhaba!” dedik. Genç olanın adı da Kenan’mış. Yengem kalktı, bikinisinin üstünü çantaya atıp, üstüne tişörtünü ve şortunu giydi. Ben de yengem gibi bikinimin üstünü giymeden tişörtümü ve eteğimi giydim. Yengeme kızmıştım biraz, ona inat, “Bir dakika bekleyin, bikinimin altı ıslak!” dedim ve eteğimin altından bikinimi çıkartıp çantama attım. Bu sefer yengem şaşırmıştı. Eteğim zaten kısacık birşeydi, hem de beyazdı ve güneş vurduğunda içi belli oluyordu…Arabalarına doğru yürümeye başladık. Oldukça lüks bir arabaları vardı. Yaşlı olan ön kapıyı açarak yengemi davet etti. Biz de Kenanla arkaya oturmuştuk. Ben artık daha rahat hareket ediyordum. Eteğim zaten minicikti, oturunca iyice sıyrılmıştı. Karşıdan bakıldığında amım görülebilirdi. Araba hareket etmişti. Öndeki adam yengeme ismini sormuştu. Yengem de, “Buket!” diye cevaplandırdı. Ben hemen anlamıştım ismini vermek istemediğini. Sinan sonra bana dönerek, (ki o anda bakışları bacak arama takılmıştı, ben de gayri ihtiyari bacaklarımı kapattım) adımı sordu. Ben de, “Ece!” dedim. Adam birkaç iltifattan sonra konuşmadı. Evleri bir yamacın kenarında, sitenin içindeydi. İki katlı villalar vardı. En üstteki villaların birinin bahçesine girdik. Sinan, “Buyurun!” diyerek arabadan indi ve koşarak yengemin kapısını açtı. Kenan da benim kapıya koştu. Eminim bu acelesinin sebebi, ben arabadan inerken görebileceği birşeyler olmasıydı. Eşler paylaşılmıştı anlaşılan. Kenanın bugün zorla da olsa amımı göreceğine emindim, ama daha erkendi, elimle önümü kapatarak arabadan indim.Saat daha yeni 14.00 olmuştu. 18.00’de döneceğimiz için, daha bu evde 4 saatimiz vardı. Karnımızın aç olup olamadığını sordular. Hayır dedik. Kenan, “O zaman siz havuz başına geçin, ben meyve getireyim!” dedi. Yengem de, “Önce bir duş alabilirmiyiz, şu kumlarımızdan kurtulalım!” dedi. Sinan, “Tabi, buyrun, üst kattaki banyoyu kullanabilirsiniz!” dedi. Ben en önde, arkamda yengem, peşinde de Sinan merdivenlerden çıktık. Bize banyoyu gösterdi ve “Ben aşağıya iniyorum, işiniz bitince siz gelirsiniz.” dedi ve gitti. Banyoda yengem, “Kız merdivenleri çıkarken heryerin görünüyordu, bu kadar azdırma adamları!” dedi. Ben de, “Altımda birşey olmadığını unutmuşum…” dedim ve önce ben girdim duşa. Çabucak temizlendikten sonra çıktım, yengem girdi duşa. Ben kurulanıp bikinimi giyecektim ki, aklıma çantamdaki diğer bikinim geldi. Plajda giydiğim bikinimi kenara bıraktım ve açık olan bikinimi giydim. Üstümde varlığıyla yokluğu belli olmuyordu. Üstelik rengi de beyazdı. Üstü sadece meme uçlarımı kapatıyordu, altı ise G-String’ti. Arkası incecik bir ip, önü de ufacık bir üçgendi. O kadar küçüktü ki, hareket ettiğimde önündeki üçgenden, amımdan yukarı doğru ince çizgi halinde uzanan tüylerim bile görünüyordu. Havluma sarınıp, “Ben iniyorum!” dedim. Yengem peşimden seslenip, “Kız bikinin burada, birşey giymeden mi çıktın sen?” dedi. “Başka bikini vardı yanımda!” dedim ve havuz başına indim.Sinan ve Kenan birkaç meyve getirmişler ve bira içiyorlardı. Ben yanlarına yaklaşınca Kenan ayağa kalkıp, bana şezlongda yer verdi ve “Bira istermisin Ece’ciğim?” diye sordu. Gayet cesurlardı. “Evet!” dedim. Bir bira açarak verdi. Büyük bir yudum aldım ve bir sigara yakacaktım, Kenan hemen kendi sigarasından uzatarak, benimkini de yaktı. Az sonra yengem de kapıda göründü. Çılgın kadın, benim o pembe çiçekl bikinimi giymişti. Yengemin boyu benden kısaydı, ama göğüsleri de, kalçaları da benimkilerden iriydi. Kıvırtarak yanımıza geldi. Sinan hemen kalkarak yanında yer açtı. Bikinin altı yengemin iri kalçalarının arasında adeta kaybolmuştu. Memeleri de bikininin üstünden ve altından taşıyordu. Sinan iltifatlara başlamıştı hemen. Ben halen havluma sarılı oturuyordum. Az önce heryerimi görmüşlerdi, ama şimdi nedense utanmıştım. Bikinim gerçekten çok ufaktı çünkü…Yengem bira içmek istemedi. Sohbete başladık adamlarla. Yengem beni üniversite öğrencisi, kendini de genç yaşta dul kalmış ev sahibem olarak tanıttı. Artık yengem ‘Buket!’, ben de ‘Ece!’ olmuştum. Yengem gayet rahat ve doğal davranıyordu. Bense biraz cesaretlenmek için biramı hızlıca içiyordum. Sinanla Kenan da İstanbul’da ticaretle uğraşan iki esnaf komşuymuş. Karılarını İstanbul’da bırakıp, bir haftalığına kaçamak yapmaya gelmişler. Muhabbet sürüyordu. Sinan yengeme, “Buket hanım, güzel cildiniz zarar görmesin, güneş yağı süreyim mi?” diye sordu. Yengem, “Tabi!” dedi, şezlongda oturuyordu, arkasını Sinana döndü. Sinan eline yağı döküp, yengemin omuzlarını ve sırtını adeta okşamaya başladı. Yengem de arada başını geriye atarak hoşuna gittiğini belli ediyordu. Sinan ellerini yengemin önüne dolayarak, karnını yağlıyor, bu arada bikiniden taşan memeleri eline değiyordu. Gördüğüm kadarıyla Sinan çadırı kurmuştu. Kenan da bana teklif etti yağ sürmeyi, ama ben, “Daha sonra… Şimdi biraz havuza girmek istiyorum!” dedim. Kenan da, “Tamam, havuza girelim!” dedi.Kenan’ın vücudu fena değildi, iriyarı bir tipti, ben yanında ufak tefek kalıyordum. İkisi de oldukça kıllıydı. Ayağa kalktım, arkam onlara dönükken havlumu yere bıraktım. Geri döndüğümde üçünün de gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yengemle göz göze gelmemeye çalıştım. Sinan dayanamayıp, “Bikinin harikaymış Ece!” dedi. “Teşekkür ederim!” deyip havuza atladım. Hareket ettikçe bikinimin altı da, üstü de kapattığı yerleri kapatamaz oluyordu. Zaten astarsızdı ve ıslakken ne var ne yok ortadaydı. Kenan da benim peşimden havuza daldı ve benimle oynamaya başladı, beni kucaklayıp havaya atıp duruyordu. Her atmasında memelerim bikiniden kurtuluyordu. Ben de şaşırmış gibi yapıp tekrar kapatıyordum. Az sonra yengem de geldi yanımıza ve Sinanı da davet etti. Sinan yok falan dedi. Yengem bikinisinin üstünü çıkarıp Sinana fırlattı. Havuzda hopladıkça yengemin memeleri, şap şap suya vuruyordu. Sinan dayanamadı tabi o muhteşem memelere, o da daldı havuza. Yengem, “Tut beni!” deyip Sinana sarılıyor, o da yengemin memelerini eziyordu kıllı göğsüyle. Yengemle Sinan alenen dokunuyorlardı birbirlerine…Biraz havuzda eğlendikten sonra hepsi çıkıp oturdular, en son ben çıktım. Bikinim ıslanınca tamamen şeffaf olmuştu, tekrar bana bakakaldılar. Yengem üstsüzdü, ama ben tamamen çıplak gibiydim. Amımın üstündeki tüyler bile belli oluyordu bikinimin altından. Hiç oralı olmadan havlumu alıp kurulandım ve Kenana, “Şimdi yağlarmısın beni?” dedim. Önünde ayakta duruyordum. Kenan eline yağ dökerek bacaklarımdan başladı yağı sürmeye. İri elleri vücudumda okşar gibi dolaşıyordu. Kalçalarıma geldiğinde daha hoyrat davranıyordu. Yağlama işi bitince arkam Kenana dönükken dizlerimi hiç kırmadan popomu dışarı çıkartarak öne doğru eğildim ve ayak parmağımdaki yüzük çıkmış gibi tekrar yerine yerleştirmek için oyalandım eğilmiş vaziyette. Kalçam dışa doğru çıkmıştı, bikinimin kalçalarımın arasına giren ipi o kadar inceydi ki, o anda Kenanın benim arka deliğimi o incecik ipin altından gördüğüne emindim. Bu tahminim doğruymuş ki, döndüğümde Kenanda eliyle kurduğu çadırı kapatmaya çalışıyordu. Ama çadırın direği sağlama benziyordu :))Sinan yengemin, Kenan da benim yanımda şezlonglara oturmuştuk. ortamızda bir plastik sehpa vardı. Kenan bana bir bira daha açıp sehpaya koymuştu. Kenanla Sinanın üstünde şortları, benim üstümde halen ıslak ve şeffaf olan bikinim, yengemde ise sadece bikinisinin alt kısmı vardı. Muhteşem göğüsleri ortadaydı ve halen çok rahat görünüyordu yengem. Sinan, “Bir oyun oynayalım mı?” dedi. Yengem, “Evet!” diye atladı hemen. Sinan eve girip elinde iskambil kağıtlarıyla geri döndü, “Papaz Kaçtı’yı herkes biliyordur herhalde?” dedi. “Evet!” dedik. Kenan, “Peki neyine oynayacağız Sinan abi?” dedi. Sinan, “Kaybeden bir parça giysisini çıkartsın!” dedi. Yengem kahkahayı bastı. Kenan da, “Zaten birer parça var üstümüzde!” dedi. “En şanslımız Ece o zaman…” diye cevap verdi Sinan ve ekledi, “Onda 2 parça var!” dedi. Yengem, “Olsun, hadi başlayalım!” deyince ben yine şaşırmıştım. Yengem, “Oyundan ilk çıkan, papaz elinde kalanın üstündekini çıkartsın!” diye kural bile koymuştu. Sinan kağıtları karıştırmaya başlamıştı hemen. Ben nedense çok çekiniyordum, duygularım an be an değişiyordu, bazen çok rahat ve seksi hissediyordum kendimi, bazen de utanıyordum. İçlerinde en çıplak olan bendim zaten. Bikinim hem ufacık, hem de şeffaf haldeydi halen ve vücudumun bütün ayrıntıları ortadaydı.Kağıtlar dağılmaya başlamıştı. Oyunu bilenler anlar, ilk başta elindeki çiftleri ayırıyosun ya, bende sadece 2 tane çift vardı. Ben yengemden, Kenan benden, Sinan Kenandan, yengem de Sinandan çekiyordu. En hızlı giden Sinandı. En sona tabii ki yengemle ben kalmıştım. Bikinimin üstünün halen üstümde olmasına sevinmiştim. Cesaret toplamak için biramdan hızla içiyordum. Sıra bendeydi. Papaz yengemdeydi ve ben çekiyordum. Yengem de çok heyecanlıydı. Papaz onda kalırsa bikinisinin altını çıkartmak zorunda kalacaktı. Heyecandan kıpır kıpırdı. Tabii ki göğüsleri de kıpır kıpırdı ve benim aklımı alıyordu. En sonunda çektim bir kartı, ama papazdı bana gelen. Ve yengemin geri çektiği papaz değildi. Papaz bende kalmıştı. İlk kurban ben olmuştum. Oyundan ilk çıkan Sinan olduğundan, o çıkartacaktı üstümden 1 parça…Ayağa kalktım, Sinanın önüne gelip arkamı döndüm. Sinan ellerini birbirine vurarak, “Başlıyorum!” dedi ve bikinimin alt tarafından tuttu. Ben hemen, “Dur, napıyorsun? Üstümü çıkarsana!” dedim. “İstediğimi çıkartma hakkım var kurallara göre, ama seni kırmayayım Ece’ciğim!” dedi, ayağa kalktı ve bikinimin ipini arkadan çözmeye başladı. Bense 40 yaşlarında Maganda bir adamın bikinimin ipini çözmesini bekliyordum. Nedense bu iki adamın yanında gayet uysaldım. Kırk yıl uğraşsalar, birlikte olamayacakları bir kızdım, ama şimdi kendim teslim oluyordum. Hem de yengemin sayesinde. Sinan bikinimin iplerini birbirinden ayırınca zaten göğüslerime sıkıca oturan bikinim, memelerimden yukarı doğru lastik gibi fırladı. Yengem beni alkışlayarak gülüyordu. Sinan bikinim üstünü eline alarak göğüslerimi tamamen ortada bıraktı. Ben tintin yerime dönüp, Kenanın yanına oturdum. Sinan elinde kalan bikinimin parçasını yanına koydu. Artık hepimiz tek parça kalmıştık. Oyun tekrar dönmeye başlamıştı…Sona Kenanla ben kalmıştık. Ben şansıma küfrediyordum. Bu sefer ilk çıkan yengem olmuştu. Yani sona kalanın üstündekini yengem çıkartacaktı. Papaz benim elimdeydi ve Kenan çekecekti. Hiç kağıtlara bakmıyordu, gözleri gözlerimdeydi, sırıtarak bana bakıyordu. Bense adeta korkuyla titriyordum. Yengem, “Hadi acele edin ama, sabırsızlanıyorum!” dedi. Yengemin bu hareketleri beni şaşırtıyordu, neredeyse beni Kenanın yada Sinanın kucağına elleriyle oturtacaktı. Kenan hızla elimdeki kağıtlardan bir tanesini çekti ve kahkaha atmaya başladı. Papaz yine elimde kalmıştı. Yengem, “Gel kız buraya!” dedi. Zaten hemen karşımdaydı. Ben, “Yapmasak olmaz mı?” falan dedimse de, dinlemediler tabii ki. Çok utanıyordum. Bikinim her nekadar bir yerimi kapatmasa da, tenimde o kumaşı hissetmek bambaşkaymış. Şimdi hiç tanımadığım iki adamın yazlığının bahçesinde ve de yengemin önünde çırılçıplak kalacaktım…Ayağa kalkıp yengeme doğru adım attım. Önüm yengeme dönüktü. Yengem bikinim kenarlarından tuttu, ben de elimle amımı kapatmaya çalışıyordum. Sinan, “Ama yapma Ece’ciğim, çek ellerini!” dedi. Yengem de, “Evet Ece, mızıkçılık yapma!” diyerek destekledi. Yapacak birşey yoktu, ellerimi çekip belime koydum. Yengem bikinimi çok yavaş bir şekilde aşağıya doğru kaydırıyordu. Yengemin yanında Sinan bana doğru eğilmiş, gözleri aşağı kayan bikinimin üstündeydi. Bikinim aşağı doğru inerken ilk önce amımın üstünden yukarı çizgi halinde uzanan tüylerim ortaya çıkmaya başladı, sonra kalçalarımın arasına sıkışan bikinim birden kurtuluverdi ve amımın dudakları Sinan gözlerinin önüne serildi. Kenan ise şimdilik arkamda kaldığı için göremiyordu. Yengem bikinimin altını dizlerimin altına çekerek, bacaklarımdan kurtarıp arkasına attı. Sinanın ağzından, “Çok güzelll!” sözcükleri döküldü. Yerime geçmek için dönünce Kenan da her şeyi gördü ve “Gerçekten mükemmelsin Ece!” dedi. Yerime oturdum. Ben oyundan çıkmıştım artık, diğerleri devam ediyordu…Elime biraz güneş yağı alıp, göğüslerime sürmeye başladım. Yengem, “Bana da sürer misin canım? Az önce Sinan göğüslerime sürmemişti…” dedi ve omuzlarını geriye atarak göğüslerini ileri çıkarttı. Karşıdan eğilip, ellerimle memelerinin ikisini altından başlayarak okşamaya başlamıştım. Çok güzellerdi. Böyle bir yumuşaklığı hissetmek beni azdırıyordu. Kendi göğüslerimi de beğenirim, portakal büyüklüğünde ve diktirler ve 1 cm sarkma yok. Ama yengemin memelerinin yumuşaklığı bambaşkaydı. Kendimi kaptırmışım ki, yengem, “Sağol güzelim, bu kadar yeterli.” dedi. Ben de artık işi kötü kızlığa vurup (çünkü yengemin memelerine dokununca azmıştım, hatta amımın dudaklarının kendini bıraktığı alenen belli oluyordu), “Benim için bir zevkti Buket abla!” dedim, bacaklarımı iki yana açıp, elimde kalan yağı da baldırlarıma, bacak arama ve amıma sürdüm. Sonra da ellerimi geriye atıp, bacaklarım iki yanda oturmaya başladım. Amım yengemin tam karşısındaydı şimdi…Oynadıkları oyundan bu sefer de yengem ilk olarak çıkmış ve papaz Sinanın elinde kalmıştı. Sinan hiç laf etmeden kalktı ve yengeme doğru döndü. Şortu tam yengemin başı hizasındaydı. Ben de yandan görebiliyordum. Yengem, “Başlıyorum!” dedi. Sinan çok rahat görünüyordu. Yengem şortunun kenarlarından tutup aşağıya sıyırmaya başladı. Sinanın göğsündeki kıllar, göbeğinden şortunun içine doğru iniyordu. Yengem şortu sıyırmaya devam ettikçe kılların devam ettiğini görüyorduk. Sonunda aletinin dibi görünmüştü. Aleti şortunun içinde aşağı doğru eğilmişti. Yengem şortu aşağı çektikçe, şort Sinanın aletinin üstünden aşağı doğru kayıyordu. Gerçekten çok kalındı, benim avucuma ancak sığabilirdi. Yengem şortu Sinanın aletinin gövdesi boyunca indiriyordu, ancak bir türlü başına ulaşamıyordu. Yengemin de benim de gözlerimiz faltaşı gibi açılmıştı. Şortu neredeyse dizine gelecekti. Sonunda Sinanın aleti şortundan kurtuldu…Sinan pis pis sırıtıyordu. Gerçekten gurur duyulacak bir aleti vardı. Aslında buna alet demek yanlış olur, gerçek bir yarraktı Sinanınki. Kılların arasından heykel gibi çıkıyor ve aşağı doğru sarkıyordu. Kalkmamış hali sanırım 20 cm’e yakındı ve de kalın. Gövdesinin kalınlığı başından daha fazlaydı. Hayatımda canlı olarak gördüğüm en büyük yaraktı bu. Yengem kim bilir nasıl seviniyordu böyle bir yarağı alacağı için. Neredeyse bacağına değecekti. Yengem, “Çok büyükmüş gerçekten!” dedi. Sinan gülümseyerek yerine oturdu. Benim amımı sergilememe inat, o da bacaklarını açmıştı. Yarağı aşağı doğru sarkmış, şezlongun üzerindeydi…Sıra son oyundaydı. Ya yengem, ya da Kenan soyunacaktı. Sinan, “Ece’ciğim gel istersen biz havuza girelim!” dedi. O kıllı ve göbekli adamla havuza girmek için can atıyordum, ama yine de, “Oyunu izleyelim, hep beraber gireriz!” dedim. Son oyun hızlı başladı ve yengem yine kazandı. Şimdi sıra Kenanın şortundaydı. Bakalım benim şansıma ne çıkacaktı. Çünkü söylenmemiş olsa bile, eşler paylaşılmıştı ve yine söylenmemiş olsa bile, bu Magandaların bizi bugün burda çatır çatır sikecekleri ortadaydı. Ben hazır bir şekilde bekliyordum, zaten çırılçıplaktım. Kenan kalkıp yengemin önüne doğru geldi. Yengem, “Dön bakalım arkanı!” dedi. Anlamıştım ki şortunu indirdiğinde Kenanın aleti bana doğru çıkacaktı. Yengem, “Ece’ciğim gel beraber çıkartalım, senin öcünü alalım!” dedi. Ben de, “Olur!” dedim, ben şortun önünden, yengem de arkasından tuttu. Kenanın vücudu fena değil demiştim, iri yarıydı. Yengem arkadan Kenanın kalçalarını okşayarak yavaşça indirmeye başladı, ama bunu aleni olarak yapmıyordu. Ben de şezlongta öne doğru eğilip şorta uzanmıştım, ben de aynı hızda sıyırıyordum…Eğildiğim için Kenana çok yaklaşmıştım. Onun aleti de şortun içinde aşağı doğru uzuyordu, ama biraz sertleşmişti. Şort gövdesi boyunca sıyrıldı, ama kafasına takıldı. Kenanın aleti de gayet kalın ve uzundu, ama Sinanınki kadar muhteşem değildi. Sinanınki kusursuzdu. Ama Kenan aletini kıllardan arındırmıştı. Şortu kendime doğru çekince Kenanın aletinin kafası da şorttan kurtulup dışarı attı kendini. Biraz sertleşmişti, dışarı fırlayınca az daha yüzüme çarpacaktı. Kenanın gözlerine bakarak gülümsedim. Yengem Kenanın kalçasına bir şaplak patladıp, “Dön bir bakalım!” dedi. Kenanın yarı kalkmış aletini görünce, “Ne oldu buna böyle?” dedi. Kenan da, “Sizin gibi güzel bayanları görünce dayanamadı!” diye cevap verdi. Yengem, “Hadi havuza!” deyince, hepimiz çırılçıplak havuza daldık. Bir tek yengemin bikinisinin altı duruyordu…Havuzda yengemle Sinan sarmaş dolaş şakalaşıyorlardı, yengem hiç ayrılmıyordu Sinanın yanından. Sinan da boş durmuyor, yengeme değdiriyordu sürekli. Eminim o muhteşem yarrağı teninde hissetmek yengemin hoşuna gidiyordu. Ben de onları izliyordum, havuzun kenarına gelmiştim. Kenan da yanıma geldi, arkamdan yaklaştı. Siki halen sertti, kalçalarımın üstünde hissediyordum. “Ece, güzelliğin aklımı başımdan aldı, senden çok hoşlandım!” deyip, boynuma bir öpücük kondurdu. Bu arada Sinan da yengemi havuzun köşesine getirmiş ve dudaklarını somurmaya başlamıştı. Yengemin bir eli suyun içinde hareket ediyor, Sinanın yarrağını sıvazlıyordu. Sinan da yengemin dudaklarını ve boynunu öpüyor, memelerini okşuyordu. Yengemin gözleri kapanmıştı. Onlar kopmuştu artık…Biz Kenanla havuzdan çıktık. Kenanın siki direk gibi olmuştu, kafası şişmiş ve acaip bir şekilde büyümüştü, adeta mantar gibi. Aslında her ikisinin de yarakları birbirinden güzeldi. Kenanla şezlonga yan yana oturduk. Ama daha yakındık, temas vardı aramızda. Kenan bir bira açıp yudumladı. Ben şişeyi elinden alıp büyük bir yudum aldım. Ben içerken, Kenan, “Ben artık dayanamıyorum!” dedi, şişeyi ağzımdan çeker çekmez dudaklarıma yapıştı. İri elleri kalçalarımda, amımda ve göğüslerimde dolanıyordu ve beni kıvrandırıyordu. Ben de Kenanın kıllı göğsünü, koca kafalı sikini okşuyordum. Kenanın taşakları da çok büyüktü, avucuma ancak sığıyordu…Sinan da yengemi havuzun kenarına oturtmuş ve bikinisinin altını da çıkartmıştı. Sinan havuzun içindeydi. Yengem bacaklarını iki yana açtı. Sinan bacaklarından tutup kendine doğru çekti ve yengemin amına yapıştırdı dudaklarını. Yengem başını geriye doğru atmış inliyordu. Ben de kopmuştum iyice, Kenanı şezlonga yatırdım ve ağzına oturdum. 69 olmuştuk. Benim yüzüm havuza doğru dönüktü. Ağzımda kafası zorla ağzıma sığan Kenanın siki varken, bir yandan da yengemleri izliyordum. Kenanın da dudakları ve dili arkamda iyi çalışıyordu. Daha önce hiç anal yapmamıştım, ama Kenanın arka deliğimin üstünde dolaşan parmağı hoşuma gitmişti. Götümün deliği sanki kaşınıyordu ve Kanan da kaşıyordu…Az sonnra Sinan havuzdan çıkıyordu. O neydi öyle, yarrağı öylesine büyümüş ve kemik gibi sertleşmişti ki, havuzdan çıkıp yerde oturan yengemin ağzına verdi. Ama yengem zorlanıyordu tabi ağzına almakta, sadece başı giriyor, yengem ağzından çıkarıp diliyle boylu boyunca yalıyordu yarrağı. Ben de iyice dolmuştum artık, Kenan diliyle mahvediyordu beni. Onun da ağzımdaki sikinin damarları atmaya başlamıştı, hissediyordum. Sinan yengemi kaldırıp hemen yanımızdaki şezlonga yatırdı. Onlarla aramızda yarım metre yoktu. Yengemin bacaklarını omzuna aldı, koca yarrağını dibinden tutup, şap şap vurdu yengemin amının üstüne. Yengem birazdan o muhteşem yarrağı yiyeceği için kasılıp duruyordu. Ben ağzımda Kenanın siki, onları izliyordum. Yengemin amı sırılsıklamdı, am dudakları şişmiş, kendini bırakmıştı. Amından süzülen zevk suları kalçalarına doğru akıyordu. Yengemle yan yana iki şezlongda, biran önce sikilmek için yanıyorduk şimdi…Yengem kollarının üstünde kalkarak Sinanı kendine doğru çekti ve “Sik artık beni!” dedi. Yengem sanki yanında ben yokmuşum gibi rahattı. Hadi Kenandan çekinmiyordu, ama beni de yok sayıyordu. Sinan da yengeme, “Şimdi sikecem seni karıcığım!” deyince, yengem tekrar uzandı arkasına. Sinan kalkmış sikini tutup yengemin amına nişanladı, yavaşça ittirmeye başladı. O koca yarak yengemin amının dudaklarını arasından süzülerek içeri kayıyordu. Yarak içine kaydıkça yengemin nefesi kesiliyordu. Bir seferde gittiği yere kadar soktu yengemin amına. Sanırım rahmine dayanmıştı ki, daha ilerlemedi ve yarağın 3-4 cm’i dışarıda kalmıştı. Sinan yavaş yavaş gidip gelmeye başlamıştı yengemin amında…Ben de Kenanın üstünde ters dönüp, koca kafalı sikini tuttum ve amımın deliğine yerleştirip üstüne oturdum. Kfası gerçekten o kadar büyüktü ki, canımı yakmıştı girerken. Ama dibine kadar almıştım. Kenan belimden tutuyordu ve birden hızlanmıştı içimde, makine gibi seri olarak çalışıyordu. Hoplatıyordu beni kucağında, resmen çatır çatır sikiyordu. Ve çok iyiydi bu konuda. Benim de nefesim kesilmişti, ağzımı açıyordum, ama bağıramıyordum sanki. Kenan sikinin koca kafası içimi dövüyordu adeta. Bana kezza yengem hiç durmadan inliyordu. İkimiz de gayet güzel sikiliyorduk. Biz kaşınmıştık, onlar da kaşıyordu…Kenan beni kucağından kaldırarak şezlonga yüzüstü yatırdı. Kalın kollarıyla ve iri elleriyle bana şekil veriyordu. Belimden tutup kaldırdı ve domalttı beni önünde. Sikini kalçalarımın arasına sürtüyordu. Ben arka deliğime girmek isteyeceğinden korkuyordum, çünkü kafasını alırken canımın yanacağına emindim. Fakat sürtmesi de hoşuma gidiyordu. Sonra birden amıma flop diye geçirdi sikini. Gözlerim açılmıştı. İki eliyle kalçalarımı iki yana ayırmıştı ve hızlı bir şekilde pompalıyordu amıma. Çok kötü olmuştum, dayanamadım ve hırlayarak boşalmaya başladım, bacaklarım titriyordu. Kenan halen amıma gidip geliyordu. Amımın suları sezlonga damlamaya başlayınca Kenan üstümde eğilip boynumu öptü ve “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. Ben sadece gülümseyebildim…Bu arada Sinan şezlonga yattı ve yengemi kucağına oturtup alttan amına pompalamaya başladı. Yengemin memelerini de yüzüne bastırmış, adeta ısırıyordu. Amına yarak girip çıkarken yengemin kalçaları okadar davetkar duruyordu ki, dayanamadım ve Kenanın önünden çekilip kalktım, Kenanı tutup Sinanların olduğu şezlonga götürdüm. Onlar sikişmeye devam ederken, şezlongun yanına oturdum ve yengemin kalçalarını okşamaya başladım. Yengem hoplamaya devam ediyordu. Yengemin koca kalçalarını iki yana ayırdığımda, göt deliği pempe bir güle benziyordu ve çok sıkıydı, daha önce hiç anal seks yapmamıştı sanırım. Tam göt deliğinin üstüne tükürdüm, sağ elimin işaret parmağıyla tükürüğü yaydım deliğinin üstüne, sonra parmağımı yavaşça kaydırdım deliğinin içine. Kolayca girmişti, ama yengem birden sıktı kendini, parmağım içeride kilitlenmişti. Sonra gevşetti ve ben parmağımı sokup çıkartmaya başladım. Ben yengemin götünü parmaklarken, yengem de zevk aldığını belirtmek istercesine inliyordu. Deliği parmağıma alışmıştı ki, orta parmağımı da soktum götüne. Artık iki parmağımla sikiyordum yengemin götünü…Kenan da bu manzara karşısında iyice azmıştı ve yarağını okşayarak yengemin arkasına yanaştı. Belli ki yengemin götüne sokmak için sabırsızlanıyordu. Parmaklarımı çektiğimde açılmış delik yavaşça kapandı tekrar. Yengemin kalçalarını yanlara doğru gererek, deliğinin tam üstüne bir daha tükürdüm. Sonra Kenanın sikine de tükürerek ıslattım ve Kenana, “Hadi!” dedim. O sırada Sinan yengemin amını öyle güzel sikiyordu ki, yengemin hiçbir şeye itiraz edecek ya da konuşacak durumu yoktu, kendinden geçmişti adeta. Kenanın sikini tutarak yengemin göt deliğine dayadım, Kenan da iki eliyle yengemin belinden tutarak bastırdı. Sinan da hareketlerini durdurmuştu. Kenanın koca yarrağının kafası zorda olsa girivermişti yengemin götünden içeri. Zaten gerisi de çabucak kayıverdi içine. Ama yengem de çığlığı başmıştı o anda. Başlarda biraz böğürsede, hemen alıştı götündeki yarağa da. Şimdi resmen tost olmuştu yengem. Öyle bir ritm tutturdular ki, yengem oturunca Sinanın muhteşem yarağı amına, kalkınca da Kenanın koca kafalı siki götüne giriyordu. İkisi senkronize bir şekilde sikiyorlardı yengemi…Yengem kopmuştu artık, zevkten gözleri kaymış, ağzını bile kapalı tutamıyordu. Ben de Kenana arkadan sarılmış, iri tşaklarını okşuyordum. Daha 5 dakika olmadan Kenan kasılmaya başlamıştı, “Geliyorum!” dedi ve taşakları elimde, yengemin götünün içine boşalmaya başladı. Titriyordu. Sikinin üstündeki damarları görebiliyordum. Öyle dolu dolu boşalamıştı ki, siki halen yengemin götünün içindeydi, ama dölleri delikten dışarı taşıyordu. Sikini yengemin götünden çıkartınca bir avuç döl fışkırdı dışarıya. Kenan boşalmış ve işi bitmişti, ama ben azmıştım tekrar, amım vıcık vıcıktı. Yengem de götünün içinde hissettiği döllerin sıcaklıkğından olsa gerek anormal sesler çıkartmaya başladı. Sinan amına pompalamaya devam ederken yengem de titreyerek kasılmalarla boşalmaya başladı ve yığılıp kaldı Sinanın üstüne…Yengem Sinanın üstünden kalkmayı başardığında, amından çıkan yarrak halen direk gibiydi. Sinan da ayağa kalktı ve bana, “Ece’ciğim beraber devam edelim mi?” diyerek elini uzattı. Ben de uslu bir kız gibi elinden tuttum. Beni şezlonga sırtüstü uzatarak bacaklarımı iki yana ayırdı ve koca yarağıyla amımı fırçalamaya başladı. Amımın dudakları bırakmıştı kendini. Yarağını aşağıya doğru kaydırarak kabak gibi açılmış olan göt deliğime dayadı ve “Denemek istermisin birtanem?” dedi. Ben de, “Çok isterim, ama alamam canım! Amımı sik!” deyiverdim terbiyesiz bir şekilde. 45 yaşındaki kuduruk adam 25’lik taş gibi kızın bu lafını duyunca durur mu, pat diye geçiriverdi yarrağını tazecik amcığıma. Ama ben yengem kadar bile alamamıştım, üstelik canım da yanmıştı. Sokabildiği kadarını amıma sokup, içimde bekledi gözlerim küçülene kadar. Sonra yavaşça geri çekip, nazikçe sikmeye başladı beni. İri yarağı girip çıkarken amımın içinde her yere dokunuyor ve beni boşalmaya doğru götürüyordu. Yengem de yanımda diz çökmüş, saçlarımı okşuyor, arada göğüslerimle oynuyordu…Sinan birkaç kez pompaladıktan sonra, “Amın daracık aşkım, mahvettin beni, gelmek üzereyim!” dedi. Sinanın bu lafını duyunca anladım ki maceranın sonuna yaklaşıyorduk. Fırsat bu fırsat diye düşünerek, herzaman yapmak istediğim şeyi yapmaya karar verdim ve yengemi saçlarından tuttum ve dudaklarından öpmeye başladım. Yengem ters bir tepki verir diye de içimde bir korku vardı, ama öyle olmadı. Yengem de karşılık verince dillerimiz birbirine dolandı. Ben de gelmek üzereydim ve Sinan son defa içime öyle bir ittirdi ki yarrağını, girerken de çıkarken de yarağını boylu boyunca klitorisime sürttü ve ben boşalmaya başladım. Sinan hırıldamaya başlayınca, yengem, “Kızın içine boşalma!” dedi ve yanımdan elini uzatarak Sinanın yarrağını amımdan çıkardı, avuçlayarak sıvazlamaya başladı. Sinan bacaklarımın arasında başını geriye doğru attı ve yengemin elindeki yarağından döller fışkırmaya başladı. Yengem halen sıvazlıyordu yarağı. Sinanın yarağıyla gözgözeydik adeta. Öyle bir fışkırdı ki, ilk çıkan döller yüzüme gelmişti. İkinci parti gelenler de boynuma. Yengem elindeki yarağı sanki sağıyordu ve Sinanın dölleri de ardı arkası kesilmeden gelmeye devam ediyordu. Memelerim ve karnım Sinanın dölleriyle kaplandı…Yengem Sinanı öperek, “Hadi canım, bizi bırakın artık plaja!” dedi. Sinan da, “Olur aşkım!” diyerek kalktı. Havuza atlayıp temizlendik. Yengemin çıkarttığı bikinileri giydim ve yukarıya çıkıp diğer elbiselerimi de alıp geldim. Yengem de hazırlanmıştı. Sinan gelmedi bizimle, Kenan bizi aldıkları plaja kadar bıraktı. Ama arabada hiç kimse ağzını açmamıştı. Biz yengemle işten gelmiş iki orospu gibi arabadan indik ve kendi arabamıza binip otelemize doğru yola çıktık. Yengem bana sadece, “Bütün bunlardan amcanın haberi olmayacak, tamam mı?” dedi. Ben de başımı salladım ve onayladım. Bacaklarım halen titriyordu…Garibime giden şey, ayrılırken ne onlar bizden, ne de biz onlardan telefon numarası falan almadık. Sanırım hepimizin çekindiği birşeyler vardı. Ama hayatımın en güzel seksini yaşamıştım, hemde hayalim olan kadınla birlikte. Sanırım yengem için de en iyisi bugün yaşadıklarıydı. Hiç tanımadığımız ve bizim gibisini parayla bile bulamayacak iki Magandaya kendi ayaklarımızla gidip siktirmiştik kendimizi. Ve onlar da gayet güzel becermişti bu işi :))Bu son maceram değil elbette! Hoşçakalın!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Müşterimle yaşadığım lezbiyen sex hikayem

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lezbiyenlere ne kadar değer veriliyor hikayemobil sitesinde bilmiyorumda sex hikayeleri okurları, ben de bugün başımdan geçen ve lezbiyenlik ile ilgili deneyimlerimi yazdığım bir hikayemi sizlerle paylaşmak istiyorum benim için ilkdi diyebilirim bakalım siz beğenecekmisiniz tüm detayları ile yazıyorum buyrunAdana’da bayan kuaförü işleten birisiyim adım Arzu. Ayrı bir evim olmadığı için dükanımın arka tarafındaki bir odada kalıyorum. Aslında hiç hemcinslerime ilgi duymamışımdır, Leylayı görene kadar. Leyla 18 yaşında, siyah saçlı, zeytin gözlü, minyon tipli, çıtı pıtı birisi ve aynı zamanda müşterim. Ayda en az 2 kere kaşlarını aldırmaya, saç kestirmeye falan gelir. Bir gün yine kaş aldırmaya geldiğinde, bana, “Abla ben hiç ön tarafımı ağdayla almadım, küçüklükten beri jiletle traş ederim, bunun için tüylerim çok sık ve siyah renkli. Ağdayla aldırmak istiyorum, kendim alamıyorum, başkasına da utanıyorum.” dedi. Ben de, “Canım olur mu öyle şey, ben alırım, kaymak gibi olur amcığın!” dedim. Utandı, gülümsedi. “Ama şimdi yoğunum, akşam saat 20:00 gibi gel, o saate kimse kalmıyor, rahat rahat alayım!” dedim. “Tamam abla!” dedi…Ogün akşam saat 20:05’te Leyla geldi sayın hikayemobil.com okurları. Sabahki kıyafetini değiştirmiş, eşofman giymişti. Dar bir eşofman, üzerinde de dekolteli tişört vardı. Çok güzel görünüyordu, bayan olmama rağmen etkilenmiştim. “Hoşgeldin hayatım, arka tarafa geçelim!” dedim, geçtik. “Ben ağdayı hazırlarken sen alt tarafını komple çıkar, uzan ağda koltuğuna! Üstünü çıkarmana gerek yok, fakat leke olmasın diye çıkarabilsin!” dedim. O da, “Tamam abla!” dedi, sadece sütyenle kaldı ve sırt üstü uzandı koltuğa. Bacaklarını ayırdım, amı gerçekten çok kıllıydı ve kılları sıktı, “Tatlım ne yapmışsın jiletle böyle?” dedim. O da, “Abla nolur zaten utanıyorum, bundan sonra hep ağdayla aldıracam, seyrekleşsin diye!” dedi. Ben de güldüm ve elimle kontrol etmek için amına dokundum ve amının dudaklarını ayırdım. Am dudaklarının içine bile sürmüş jileti…Ben elleyip kontrol ederken irkildi. Gülerek, “Ne oldu kız?” dedim. O da, “İlk defa başka birinin eli değiyor!” dedi. “Hımmmm!” dedim ve ağdayı sürdüm, komple heryerine yapıştırıp çektim. Leyla çığlık attı, gözlerinden yaşlar geldi. “Tamam canım, geçti! Daha önce jiletle kestiğinden böyle acıdı!” dedim. Birkaç kere daha yapıştırdım çektim. Baktım göt deliğine doğru da kıllar var, “Kalkıp eğilmen lazım, orayı da alayım!” dedim. Leyla kalktı önümde domaldı. Orayı da aldım, o kıllı görünüş gitti, ortaya kaymak gibi am çıktı. Aynayı tuttum gösterdim. “Abla süpersin, çok sağol!” dedi ve boynuma sarıldı. Ben de güldüm, “Hadi yat ta yağlayım!” dedim. “Tamam abla!” dedi geri uzandı. Ben de ilkin elimle kontrol ettim, amını okşayarak, “Baya temiz almışım!” dedim. Leyla biraz kıpırdandı. Sonra yağı aldım elime, sürdüm amına, güzelce yedirdim. Am dudaklarını ayırdığımda amından sular akmıştı. “Canım etkilendin mi? Orgazm mı oldun?” dedim. Leyla utandı, evet anlamında kafasını salladı…“Kız sürtük, sen birde bana sor!” dedim ve çıktım koltuğa, “Çok güzelsin Leyla, çok sexysin! Bakiremisin?” dedim. “Evet abla!” dedi. “Hiç öpüştün mü biriyle?” dedim. “Öpüştüm, ama sadece orda kaldı, ilerisi olmadı!” dedi. “Hımmm!” dedim. Leyla da, “Aslında çok istiyorum abla, kendi kendime boşalmaktan bıktım!” dedi. Güldüm ve Leylanın dudaklarına yumuldum öptüm. Leyla, “Ne yapıyorsun Abla?” diyerek beni itti ve kalktı kaçtı. Leylayı hemen yakaladım, “Yok öyle azdırıp kaçmak orospu!” dedim ve Leylayı duvara yapıştırdığım gibi başladım dudaklarını somurmaya. Leyla ilkin istemiyordu, fakat sonra kendisi de karşılık verdi ve debelenmeyi bıraktı. Öpüşe öpüşe onu kendi yattığım yere götürdüm, attım yatağa. Uzun süre öpüştükten sonra memelerine indim. Memelerini emdim ısıra ısıra, tüm vücudunu öperek bacak arasına yumuldum. İlk önce bacaklarının iç tarafını öptüm, sonra amına öpücükler kondurdum, klitorisini emdim. Leyla, “Ohhh abla!” diyerek inlemeye başladı. Leylayı dilimle orgazm ettim ve 10 dakika daha yaladım Leylanın o suyu akan amcığını. Leyla altımda inleyerek kafamı resmen amına bastırıyordu…Leylayı rahatlattıktan sonra, “Hadi şimdi de sen beni yala bakayım küçük orospu!” diyerek hemen soyundum ve 69 pozisyonuna geçtik ve amımı Leylanın ağzına verdim. O benim amımı yalarken ben de onun amını yaladım ve birbirmizin ağzına boşladık, birbirimizin am sularını yuttuk. Sonra içerden en kalın fırça tarağı kaptım geldim, tarağın sapına biraz da vazelin sürdüm. Leyla biraz korkmuş gibiydi, “Ney yapacaksın onunla abla?” dedi. “Gerçek zevki yaşatacağım sana!” dedim. Leyla, “Abla ben kızım!” dedi. “Biliyorum canım, arkadan yaparım!” dedim. “Fakat acıtma!” dedi. “Merak etme acıtmam!” deyip Leylayı önümde domalttım, göt deliğini de vazelinledim. Götü çok dardı, ilkin parmağımla büzüğünü az genişlettim. Sonra tarağın sapını biraz sürttüm ve yavaşça götüne soktum. Leyla, “Acıyor abla, yapma!” diyerek kendini ileri kaçırmaya çalıştı. “Sus, kımıldama, geçer şimdi!” diyerek tarağın sapını birden köküne kadar soktum. Leyla çok kötü bir çığlık attı, gözlerinden yaşlar geldi, “Abla valla çok acıyor, dur biraz, oynatma!” dedi…Tarağın sapı götünde az bekledikten sonra, kendiliğinden götünü oynatmaya başladı. Götü alışınca tarağı hızlı hızlı soktum çıkardım. Leyla bu sefer zevkten inlemeye başladı. Tarağın sapını götüne sokup çıkarırken aynı zamanda da amını okşuyordum ve Leyla zevkten ölmek üzereydi. Leyla birkez de böyle orgazm olduktan sonra, tarağı eline verdim, o da bana yaptı aynısını, götüme soktu. Götümü tarakla biraz siktikten sonra amıma sokmasını istedim. Leyla tarağı amıma sokup çıkarırken aldığım zevki görünce, “Abla ben de amıma istiyorum!” dedi. “Bunu istediğinden eminmisin? Kızlığın ne olacak?” dedim. “Evet abla, eminim! Boz kızlığımı, senin kadının olayım!” dedi…Leylayı sırtüstü yatırıp bacaklarını araladım ve tarağın sapına biraz daha vazelin sürerek amına yavaş yavaş sokmaya başladım. Leyla fena bağırıyordu, bağırmasını engellemek için dudaklarına yumuldum ve öpmeye başladım. Sesi kesilince tarağın sapını sonuna kadar soktum amına ve içinde sağa sola biraz çevirdim. Amından çıkardığımda tarağın sapı kan içindeydi. Çarşafım batmış, ellerim kan olmuştu ve kanı durmuyordu. İşin kötüsü Leyladan hiç ses seda çıkmıyordu. Bayılmıştı. Tokat attım, Kolanyayla ayılttım, kendine geldi. “İyimisin canım?” dedim. Önce, “İyiyim abla!” dedi, fakat kanı gördü korktu, telaşlandı. “Korkma canım, kızlığın gitti sadece!” dedim, biraz da olsa sakinleşti. Kanı zor durdurduk, sonra Leylaya duş aldırdım. Banyoya gidip gelirken zor yürüyordu, “Yat biraz dinlen canım!” dedim. Az yattı, dinlendi. Kanı da kesilmişti, “Abla ben bundan birşey anlamadım!” dedi ve bacaklarını tekrar ayırdı. Amını yalayarak tekrar tarağın sapıyla sikmeye başladım Leylanın amını. Götünü de parmaklayınca orgazm oldu ve amından çeşme gibi suları aktı. Dudaklarımı öperek, “İşte bu çok güzeldi abla!” dedi.O günden sonra artık Leyla ile (muayyen günlerimiz hariç) hergün seks yapıyoruz. Şimdi birde Vibratörümüz var, tarağa gerek kalmadı Leylayı Vibratörle hergün saatlerce sikiyorum, o da beni tabi. Artık Leyladan kuaför işlemlerinden para almıyorum. Leylayı çok seviyorum, kadınım o benim!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Tatlı Kaçamaklar – 4

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Direk odaya attım kendimi ve yatağa uzandım. Neler yaşadığımızı düşündükçe heyecanlanıyor bir yandan da Merve’nin sabaha olan biteni hatırlayıp hatırlamayacağı düşündükçe panik geçiriyordum. Yataktaki o halini görünce dayanamamış kendimi kaybetmiştim. Dudaklarımı emdikçe hala tadını alıyordum. Devam etmeliydim diye kendime de kızıyordum. Gözlerimi kapatıp sikimi okşamaya başladım. Aklımdan Helena’yı arayıp çağırmayı geçirdim ama saat geç olduğu için fikrimden vazgeçtim. En iyisi banyoya girip rahatlamaktı.

Duşumu alırken hala sert olan sikimi hafif okşamaya başladım. Merve ile gecenin devamını nasıl getirebilirdim diye hayaller kuruyordum. Tam o esnada hafif bir ses duydum gibi geldi. Suyu kapatıp hareketsiz beklemeye başladım ve birden kapının çalındığını fark ettim. Bir dakika beklemesi için seslendim. Bu saatte ne olabilir ki diye düşünürken bir yandan havlumu belime sarıp kapıya yöneldim. Kapıyı açtığım gibi Merve içeri girdi. Saten kırmızı sabahlık giymişti. Önünü kapatmadığı için altındaki yine kırmızı geceliğini görebiliyordum. Beni hiç görmemiş gibi hafif bir gülümsemeyle yatağa geçip oturdu.

– “Rahatsız etmiyorum di mi?”
– “Yo.. yo.. yok olur mu öyle şey” diye şaşkınlıktan kekeledim.
– “Bu saatte duş mu alıyorsun” derken bir yandan gülümsemeye devam ediyordu. Cevap almak için sormamıştı belli ki.
– “Öyle bir duşa girip rahatlamak istedim. Yoğun bir gündü malum” bu sefer ben de gülümsemeye başlamıştım.
– “Rahatladın mı bari” dedi ve ayağa kalktı. Yanıma kadar gelip havlunun kenarından parmak uçlarıyla hafif hafif dokunmaya başladı. Heyecanlanmıştım ve tekrar sertleşmeye başlamıştım.
– “Yeni girmiştim tam da”
– “Tam zamanında gelmişim desene” dedi ve havluyu çok hafif çekti. Çekmesiyle yere düşmesi bir oldu. Sikim yarım kalkmış sallanıyor, Merve de dibime sokuluyordu.

Ben de cesaretlenmiştim artık. Basenlerinden hafif tutmuş kendime doğru çekiyordum. Nefes alışverişlerimiz çok yakındı, birbirimizi hissedebiliyorduk. Birden öpüşmeye başladık. Boynumdan beni tutuyor, ara ara saçlarımı okşuyordu. Ellerimle kalçasından iyice kavradım ve sikime doğru bastırdım Merve’yi. Geceliğinin kollarından tutup iyice açtım ve kendiliğinden yere kayarak düştü. Altındaki mini gecelik beni daha da ateşlendirdi. Üstüme yüklene yüklene beni geriye doğru yürütmeye başladı. Takılıp düştüğümde kendimi yatakta oturuyor olarak buldum. Üstündeki geceliği alttan kaldırarak tek hamlede çıkarttı.

Sikimi tutarak dizlerinin üzerine indi ve hafif öpücükler kondurmaya başladı belimin çevresine. Sikime gelip hafiften nefesini veriyor, bir yandan eliyle oynuyordu. İyice sertleşmiş kendimden geçiyordum. Öpe öpe ağzına sokmaya başladı. Ağzına hafif sokuyor, dudaklarıyla iyice sıkıyordu. Sonra da ağzından kaydırarak çıkartıyordu. İyice tahrik olmuştum ve nefes alışverişim hızlanmıştı. Bana bakıp muzipçe gülümsüyordu.

Ahmet’in sikinin hepsini ağzıma almam imkansızdı. Tahmin ettiğimden daha büyüktü ve elim küçücük kalmıştı. Artık sikini ağzıma sokabildiğim kadar sokuyor, ağzımı gevşetmeden ileri geri yapıyordum. İyice ıslanmış sikinden tükürüklerim aşağı doğru kayıyordu. Saçımdan tutup sikini ileri geri hareket ettirmeye başladı. Kendisini kaybetmişti resmen ve inlemeleri beni daha da azdırıyordu. Sikini çıkarttığımda çok fazla tükürüklendiğini gördüm ve elimle iyice dağıttım. Bu sefer sadece başını ağzıma aldım ve elimle mastürbasyona başladım. Bir yandan da Ahmet’in gözlerinin içine bakıyor, ağzıma boşal der gibi inliyordum.

Boşalmaya niyeti olmadığı belliydi. Beni kollarımdan tutup kaldırdı ve kendine doğru çekti. O sırada ben de onun omuzlarından tutup yatağa yatırmak için geriye doğru ittirdim. Bacaklarımı iki yanına doğru atıp elimle sikini dik tuttum. Artık üstündeydim ve hafif hafif sikini amımın dudaklarına sokuyordum. Ahmet dayanamadı ve bacaklarımdan destek alarak belini yukarı kaldırıp içime soktu. Zaten yeterince ıslanmıştım, hiç zorlanmadan içime doğru kaydı. Bir an kendimi kaybettim, oh çekerken gözlerim kapandı. Kendime geldim ve Ahmet’in göğüslerinden tutup üstünde zıplamaya başladım. Siki amıma girip çıkıyordu ve ben inledikçe hızlanıyordum. Sonra Ahmet belimden sırtıma doğru tuttu ve kendisine doğru çekti beni. Yaklaşıp öpmeye başladım ben de. Sırtımdan sıkıca tuttu beni ve altımda belini ileri geri yapmaya başladı birden hızlıca. Tenlerimiz birbirine öyle sert vuruyordu ki çıkan ses porno filmlerini aratmıyordu. Artık daha fazla dayanamazdım. Bacaklarımdaki his iyice yoğunlaştı, titremeye başladım. Ahmet’in boynuna iyice sarılıp başını boynuna gömdüm. Boşalmaya başlamıştım ve deli gibi inliyordum. Ahmet de fark etmiş olmalı ki temposunu yavaşlattı ve daha derinlere sokup çıkartmaya başladı.

Merve’nin boşalırken titremesi çok hoşuma gitmişti. Boynundan tutup kendime çevirdim ve hafif hafif dudaklarından öptüm. Sikimi amından çıkarttım ama kendisi hala aynı pozisyonda hareketsiz beni öpüyordu.
– “Boşaldın galiba” deyip güldüm. O da beni taklit ederek güldü.
– “Harikaydın, çok güzel boşaldım hem de” dedi sonrasında.
Yanıma uzandı ve sikimi elleriyle sıkıca kavradı. Hafif aşağı yukarı okşuyor bir yandan da izliyordu.
– “Beni sikmeye devam et” derken bana arkasını dönüyordu.

Ben de yan döndüm ve kalçasından tutarak hafif kendime doğru çektim. Sikimi amına sürtüp içine doğru kaydırdım. Hala ıslak olduğu için zorlanmadan içine girdi. İçine girmesiyle “AH”laması bir oldu. Sağ kolumda destek aldım ve sol kolumla da göğüslerini tutuyordum. Kalça hareketiyle amını sikerken karnım götüne çarpıyordu. Tenlerimiz çarptıkça ses çıkıyordu ve onunla tempomuzu ayarlıyorduk. Saçından beline kadar olan kıvrımı izliyordum ve bu beni daha da tahrik ediyordu. Göğüslerinden boynuna geçtim ve boynunu hafif sıkmaya başladım. Artık daha hızlı sikiyordum ve inlemelerimiz artmıştı. Sikimin ara ara kasılmalarını hissetmeye başlamıştım. Boşalacağımı fark ettim ve söyledim. Birden hareketlendi ve içinden çıkarttı sikimi. Hemen beni sırtüstü yatırıp sikimi ağzına aldı. Ucunu ağzında tutuyor, eliyle hızlıca mastürbasyon yapıyordu. Kasılmalarla boşalmaya başladım. Hiç birini yutmuyordu. Sadece ağzını ucunda hareket ettiriyor, eliyle devam ediyordu. Ağzının kenarlarından sperm sikime doğru akıyor, eliyle spermi de sikime sürmeye devam ediyordu.

– “Harika boşaldın” derken dudaklarını ısırdı.
– “Hayır, harika boşalttın” dedim ben de.
– “Ben bir temizleneyim. Banyo müsait mi?”
– “Tabi ki”

Merve kalkıp banyoya doğru yöneldi. Yürürken vücudun kıvrılmasını izliyordum ben de. Banyoya girince kapıyı kapattı ve suyu açtı.
Sırtüstü uzanıp tavana baktım. Tatlı tatlı gülümsüyor, sikimi okşayarak son spermleri çıkartıyordum.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lüks Villada Seks! (1) (Tahsin 38 Y., Samsun)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Merhaba, adım Tahsin, 38 yaşındayım. Karım Hanife ile 14 yıldır evliyiz. Çok istememize rağmen çocuğumuz olmadı. Parasızlık nedeniyle üniversiteyi ikinci sınıftan terk etmiştim. Maddi durumumuz iyi olmadığından karı koca birlikte pek çok işte çalışmıştık. Tarlalarda, çiftliklerde, meyve sebze veya fındık bahçelerinde yıllarca çalıştık. En son Ordu’da fındık toplama işinde çalışırken, fındık bahçesinin sahibi olan adam abisinin Samsun’daki villasına yatılı bir karı koca aradığını, kendisinin bizim çalışmamızdan memnun kaldığını, istersek orada çalışabileceğimizi söyledi.

Hanife ile konuyu görüştüğümde üzerine atladı hemen. “Bu zamana kadar sağda solda sürünüp durduk, hiç olmazsa devamlı kalacak bir yerimiz olur!” dedi. Cevabımız olumlu olunca kısa bir süre sonra villada çalışmaya başladık. Villa Samsun merkezine 30-35 kilometre mesafede, sahile yakın bir yerdeydi. Etrafı yüksek duvarlar ve ağaçlarla çevrili 3 katlı villanın 5 odası, büyük bir salonu ve mutfağı ile oldukça büyük bir bahçesi vardı. Arka bahçesinde ayrıca bir de havuzu vardı, ama havuz uzun zamandır kullanılmadığından suyu yarısına inmiş ve epey kirlenmişti. Bahçe de uzun zamandır ilgilenilmemiş haldeydi.

Karım villanın iç işleriyle ilgileniyordu. Mutfak, yemek, temizlik ve çamaşır işleri ondaydı. Bense bahçe ve evin problemlerine bakıyordum. Ev de bahçe gibi bayağıdır ihmal edilmişti çünkü. Elimden hemen hemen her iş geldiği için çekinmeden yapıyordum. Haftada birkaç kez de araçla Samsun merkeze gidip alışverişleri yapıyor, ihtiyaç olan malzemeleri alıyordum.

Ev sahiplerimiz Numan Bey ve karısı Meliha Hanımdı. Numan Bey 50, karısı ise 45 yaşındaydı. Meliha Hanım Numan Beyin ikinci karısıydı. Numan Beyin ilk karısından bir oğlu vardı, ama oğlu annesi ile yaşıyordu. Numan Bey sofu bir adamdı. Az konuşan, içine kapanık, kendi halinde, münzevi biriydi. Villadan dışarı nadiren çıkıyordu. Karısı Meliha Hanım ise tesettürlü, ibadetini aksatmayan, muhafazakar bir kadındı. Karım da kapalı, kendince ibadetini yerine getirmeye çalışan bir kadın olduğu için Meliha Hanım ile anlaşmaları kolay oldu. Ben de her ne kadar dinin gereklerini yerine getirmeye çalışsam da arada bazen içki içmekten geri kalmayan biriydim.

Villada çatı katındaki büyük odada kalıyorduk. Numan Bey ve eşinin odası ise ikinci kattaydı. Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra ben bahçeye geçiyor veya acil olan diğer işleri hallediyordum. Karım ise Numan Bey ve eşinin kahvaltısını hazırlıyordu. Gerçi ikisi de sabahın çok erken saatlerinde kalkıyordu, ama kahvaltı zamanına kadar odalarında kalıyorlardı. Gün ışırken ayak seslerini duyuyordum. Akşamları ise yemekten sonra ben odamıza çekilirken karım aşağıda kalıp onlara çay, tatlı veya meyve ikramında bulunuyordu. Onlar odalarına gidene kadar da yukarı gelmiyordu.

Haftanın yedi günü bu şekilde geçiyordu. Karım evin içinde benden daha fazla çalışıyordu, ama işinden memnundu. Üniversiteyi ikinci sınıftan terk etmiş ve az buçuk mürekkep yalamış olmam ikisinin de bana karşı davranışlarında bir miktar saygı göstermelerine neden oluyordu. Ama yine de onların zengin bizimse fakir olduğumuz gerçeği zaman zaman yüzümüze vuruyordu. Numan Bey sessiz bir adamken karısı ara sıra sesini yükseltip karımla beni küçük gören tavırlar içine girebiliyordu. Ama hemen sonra yaptığına pişman olmuş gibi davranıp gönlümüzü almaya çalışıyordu. İyi niyetli bir kadındı, ama bazen deli tarafı tutabiliyordu.

Numan Bey herhangi bir işte çalışmıyordu, emekli de değildi. Aileden gelen bir zenginliği vardı. İşlerin başında fındık bahçesinin sahibi olan ve bize bu işi ayarlayan kardeşi vardı. Kardeşi abisinin hissesine düşen payı eksiksiz veriyordu. O hisse de epey büyüktü, Numan Beyin çalışmasına gerek kalmıyordu…

İşe gireli birkaç hafta olmuş ama henüz karımla ilişkiye girememiştim. Yeni hayatımıza alışma evresinde sikişecek zamanı ve rahatlığı bulamamıştık. Daha doğrusu ben istesem de karım kendini hazır hissetmemişti. Karım Hanife 35 yaşında, 1,65 boyunda ve yaklaşık 70 kilo. Beyaz tenli, güzel sayılacak bir kadındır. Büyük kahverengi gözlerinin üzerindeki kalın siyah kaşları bir yay gibi uzanır. Yanaklarındaki ve çenesindeki tüyleri almayı zaman zaman ihmal etse de bacaklarında ve kalçalarında tüy veya kıl bulunmaz. Çocuk doğurmadığından memeleri sarkmamış, vücudu deforme olmamıştır. Çalışırken altına şalvar, üstüne ise uzun kollu gömlekler veya bluzlar giyer. Başını ise çalışmasına engel olmasın diye uzun saçlarını topuz yaparak tepesinden bağlar. Bu durumda beyaz ve uzun boynu ile ensesi görünür.

Bir Pazar gecesi saat 23:00’e gelirken Hanife geldi. Kapıyı kapatıp, “Ay yoruldum valla!” diyerek kendini yatağın üstüne attı. Yanağından öpüp, “Hadi kız, ne zamana kadar boş bırakacaksın beni?” diyerek bol ve uzun kollu çiçekli gömleğinin üstünden dolgun ve şişkin birer büyük portakalı andıran memelerini avuçladım. Ancak bir farklılık hemen dikkatimi çekti, sutyen giymemişti. “Niye sutyen giymedin kız?” diye sorunca, “Çalışırken rahatsız oluyorum, terliyorum, sonra memelerimin altı pişik olup kaşınıyor!” dedi gülerek.

Gömleğinin düğmelerini açtım tek tek. Altına ince askılı beyaz bir atlet giymişti. Atleti yukarı sıyırıp memelerini açığa çıkardım. Büyük meme başları sütlü kahverengi iken etli uçları biraz daha koyu kahverengiydi. Eğilip etli uçlarını emdim bir süre. Yarağım sertleşti derhal. Kaç zamandır sikişmemiştik. Karım o süre boyunca 31 çektiğimi biliyordu, ama artık 31 çekmek istemiyordum.

“Hadi kız soyun, daha fazla dayanamıycam!” dediğimde, “Ay Tahsin azdın mı gece gece?” dedi sırıtarak. Bu sırıtmasının anlamını iyi biliyordum. O da en az benim kadar azmıştı, ama belli etmek istemeyip kendince naz yapıyordu. “Azdım valla, daha fazla beklemek gibi bir niyetim yok. Eğer kabul etmezsen bu gece seni zorla domaltıp sikecem!” dedim çıplak memelerini avuçlayıp sıkarken. “Tamam, ama banyo yapayım önce!” dedi ve kalktı.

Orta kattaki 3 odanın kendine ait banyosu varken çatı katındaki 2 odanın banyosu yoktu. Merdiven başındaki banyoyu kullanıyorduk. Hanife çekmeceleri açıp havlu ve iç çamaşırlarını alırken ben de doğrulup kalktım, televizyonu kapattım. “Ben de geliyorum, karı koca beraber yıkanalım!” dediğimde, Hanife, “Tahsin deli misin, daha yatmamışlardır, bizi duyabilirler!” dedi ürkekçe. “Duyarlarsa duysunlar, ne olacak karım değil misin?” dediğimde, “İyi tamam!” dedi ve banyoya geçti. Peşinden ben de girdim banyoya, kapıyı kapayıp kilitledim.

Hanife anlamını iyi bildiğim gülümsemesi eşliğinde soyunmaya başlarken, ben de onu izliyordum. Başındaki parlak siyah türbanını iğnelerini tek tek çıkartarak açtı. Siyah bonesini de açınca beline dökülen siyah saçları çıktı meydana. Gömleğinin düğmelerini açmıştım zaten, onu çıkarıp beyaz atletini çıkardı başının üstünden. Beyaz, güneş yüzü görmemiş memeleri, karnı ve göbeği şimdi karşımdaydı. Şalvarın kalın lastiklerinden tutup sıyırdı aşağı. Beyaz ve dolgun kalçaları, bacakları göründüğünde yarağımın sertliği daha da artmıştı.

Amının izi kasıklarını sıkan koyu krem renkli pamuklu külotunun altında belirmişti. Külotunu da tutup çıkardığında kaç zamandır özlediğim manzara karşıma çıkmıştı. Etli amının dudakları halen ilk günkü gibi pembeydi. Kasıklarında ve amının üzerinde bir miktar uzamış siyah kıllar vardı. Buraya geldiğimizden beri etek tıraşı olmamıştı. Ama benim için önemli bir şey değildi bu.

Bana, “Sen de soyunsana!” deyince bir çırpıda çıkardım üstümdekileri. Karımın da yarağıma hasret kaldığı bakışlarından anlaşılıyordu. Sallanan yarağımı tutup, “Ufff, çok özlemişim seni!” dedi dudaklarını ısırarak. Banyonun ortasında ayakta sıkıca sarıldık birbirimize. Dudak dudağa öpüşmeye başlarken dolgun ve diri memeleri birer yastık gibi çıplak göğsüme baskı yapıyor, beni geri itiyordu.

14 yıllık evliliğimiz boyunca karım sevişme ve öpüşme konusunda epey yol kat etmişti. Şimdi de maharetini gösteriyordu. Uzun pembe dilini sokmuştu ağzıma. Serbest bıraktığım dudaklarımın arasından ağzıma giren dili bir yılan gibi oynuyordu. Dilimle karşılık veriyordum diline, ama karımın azgınlığı karşısında dilim etki etmiyordu sanki. Elleri belimde, sırtımda, ensemde geziniyor beni kendine çekiyordu. Sıkıca bastırıyordu. Ağzımı vakumlamış, onu yutmak istiyor gibi emiyor, içine çekiyordu. Uğultulu inlemeleri banyonun çıplak fayans duvarlarına çarpıp akisler yaratıyor gibiydi.

Öpüşmekten, dilimi ve dudaklarımı emmekten yorulduğu anda dilimi soktum ağzına. Bu kez ben ağzının içinde oynatmaya başladım dilimi. Dilimi kökünden koparacakmış gibi emdi, çekti içine. Dudaklarımı emip ısırıyordu ara ara. Dudak dudağa öpüşmemize ara verip beyaz uzun boynunun kat kat olmuş etlerini emmeye başladım. Dudaklarından sonra onları vakumlayıp emdim, yalayıp parlattım. Hanife de aynı şekilde karşılık verdi, boynumun etleri güçlü emmeleri ile sızlamaya başlamıştı.

Öpüşmeyi bıraktık. Eğildim ve memelerini tutup emmeye, öpüp yalamaya başladım. Etli uçlarını emdikçe şişip büyüyorlardı. Onları ufak ufak ısırdıkça karımın aldığı zevk katlanıyordu. Saçlarımı çekiştirirken inlemeleri her geçen saniye ile birlikte çoğalıyordu. “Hadi sik artık, gir içime, bırak hadi, sik artık!” demeye başlamıştı.

Yeniden doğruldum. Kısa bir süre daha dudak dudağa öpüştükten sonra köşedeki duş başlığının olduğu tarafa geçtik. Çatı katı olduğundan banyonun tavanı düz değildi. Çatı bazı yerlerde aşağı doğru inerken bazı yerlerde yukarı eğimliydi. Duşa kabin veya duş teknesi yoktu, duş başlığından akan su eğimli zeminden gidere akıyordu.

Karım duvardaki musluktan tutunarak bacaklarını açarak domaldı. Arkasına geçtim, yarağımı bir miktar tükürükleyip ıslattım. Hanife uzun siyah saçlarını omzuna atıp yüzünü kapatmasına engel olurken, “Hadi Tahsin!” diyordu. “Tamam güzelim, sakin ol!” dedim ve yarağımı tutup amına bastırdım. Doğum yapmamış amı yavaşça genişleyip açılırken yarağım girdi içine ağır ağır. Sonunda dibine kadar girdiğinde derin bir, “Ohhh!” sesi dudaklarımdan döküldü. Gözlerimi kapayıp yaşadığım mutluluğu hissettim iliklerime kadar. Hanife’nin sımsıcak ve ıslak amının içindeydim kaç zaman sonra.

O da en az benim kadar mutluydu. “Uffff!” sesi bir ıslığı andırırcasına çıktı ağzından. Ufak ufak yavaş hareketlerle amında çalışmaya başladım. Karım aldığı zevkle gerilmişti, musluğun üstünde duran duş başlığı bu sırada yere düşüp gecenin sessizliğini bölen bir gürültü çıkardı. Hanife çıkan gürültüyle, “Yavaş ol!” dedi ama bunu fısıltıyla söylemişti.

Ellerimi beline attım ve gittikçe hızlanarak sikmeye başladım. Beyaz, yağlı ve dolgun götünün yanakları löpürdüyor, sırtının ve belinin etleri titriyordu. Bacaklarında ve kalçalarında olmayan tüylerin hepsi bel çukurunda toplanmış gibiydi. Bel çukuru minik bir orman görünümündeydi, ama bu halinden çok hoşlanıyordum. Çıplak yattığı gecelerde tüylü bel çukurunda parmaklarımı gezdiriyor, dudaklarımın ucunda tüyleri hissediyordum.

Pompaladıkça, karımdan, “Ayyy, ahhh, ıhhh!” sesleri gelmeye başlamıştı şimdi. Ayakta sikişmemiz tam gaz devam ediyordu. Ancak onu en çok memnun edecek şeyi yapma zamanı gelmişti. O da sikişin ortasında yarağımı amından çıkarıp amını ve göt deliğini dilleyip emmekti. Hanife bundan çok hoşlanıyordu. Yarağımı çıkardım amından ve arkasında dizlerimin üstüne çöktüm. Ellerimi atıp göt yanaklarını ayırdım. Hanife de bana yardımcı olmak için bacaklarını biraz daha ayırdı.

Şişip büyümüş am dudaklarını emmeye başladığımda yarağımın içine girmesinden daha büyük zevk alır şekilde inledi. Açık duran amına dilimi soktum, yapış yapış, sıcak ve kendine has kokusu olan yağlı sıvısını emdim. Hanife nefesi kesilecekmiş gibi bir sesle karşılık verdi bu hareketime. Islak pembe amı bir bakireninki gibi dar değildi ama yaşına göre bir kadın için fazlasıyla dardı. Dilim amının etten duvarları arasında alev alev yanıyordu.

Büyük bir zevk alıyordum. Yarağım kalın bir sopa gibi şişmiş, önümde sallanırken doğruldum ve amına soktum yeniden. Hanife içi geçmiş gibi inledi, yarağımı çıkardığımdaysa tekrar sokmam için adeta yalvardı. Onu üzmeyip yeniden soktum, kısa bir süre bekledikten sonra tekrar çıkardım. Bu şekilde hem boşalmamı geciktiriyor, hem de ona daha fazla zevk veriyordum.

Tekrar arkasında diz çöktüm. Amının dudaklarını iştahla emdikten sonra sıranın göt deliğine geldiğini söyledim. Parmaklarımla ayırdığım bembeyaz göt yanaklarının ortasındaki kara deliğin ağzına uzattım dilimi. Terlemiş ve hafiften bir osuruk kokusunun geldiği deliği sabunluktaki lifle sildim. Yeniden dilledim.

Hanife ile çocuğumuzun olması için bazı zamanlar götten de ilişkiye girmiştik. Çocuğumuzun olması için gitmediğimiz doktor kalmamıştı, ama gitmediğimiz hoca da kalmamıştı. O hocalardan biri de karıma, “Amından gebe kalamazsan bir de götten deneyin!” demişti. Biz de o hocanın sözüne uyarak epey zaman sadece götten ilişkiye girmiştik. Cahil bir adam sayılmazdım, ama o zamanlar bana da inandırıcı gelmişti bu sözler. Ancak onca zaman Hanife’yi götünden siksem de hamile kalmamıştı.

Karımın benden esirgemediği göt deliğini uzun uzun dilleyip yaladım. Ucunda minik siyah kılların olduğu delik açılıp kapanıyor, dillemelerime karşılık veriyor, sanki benimle konuşuyordu. Bir göt deliğini bir amını dilleye dilleye saniyeler birbirini kovalayıp dakikalara dönüştü. Hanife’nin sabrı kalmamıştı artık. “Tahsin hadi sik artık, ne yapıyorsun?” dedi kızmış gibi.

Tekrar doğruldum ve yarağımı sıvazlayıp bastırdım amına. Amı yarağımı içine aldı dibine kadar yine. Bir süre o şekilde bekledikten sonra pompalamaya başladım. Belinden sıkıca tutuyordum onu. Hanife musluktan tutunurken yavaşça ellerini duvara dayayarak doğruldu bu sırada. Amına girip çıkan yarağım ona doyumsuz bir zevk veriyordu. Omzuna attığı uzun siyah saçlarına asılıp çektim sol elimle. Sağ elimi ise öne uzatıp memelerini avuçladım. Yarak darbelerimle birlikte memeleri löpürdeyip duruyordu sürekli. Göt yanakları da aynı şekilde oynuyordu.

Sonrasında Hanife daha rahat edebilmek için eğimli çatının altındaki köşeye kaydı. Ellerini duvarın iki yanına koyarak domalmasını sürdürürken ben de aynı şekilde sikmeye devam ettim. Karımla harika bir sikişmenin ortasındaydım. İkimiz de yoğun bir zevk alıyor, inliyorduk. Hemen alt kattaki ev sahiplerimizin duymasına engel olmak için kendimizi kassak da, zaman zaman aldığımız zevk baskın çıkıp şiddetli inilti ve sikiş sesleri banyonun duvarlarında yankılanıyordu. Karımın terlemiş kasıklarına ve göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan ve taşaklarımdan çıkan ‘Şop şop şop!’ sesleri gecenin sessizliğini bölüyordu.

Numan Bey ve karısının odaları banyonun altında kalmıyordu, ama merdiven boşluğundan duyabilirlerdi bu sesleri. Hanife başını çevirip, “Tahsin yavaş yap!” dese de, o noktadan sonra yavaşlayacak halde değildim. Kendimi kaybetmişçesine belimi oynatıp pompalıyordum amına. Karımın genişleyen amı yarağımla birlikte içine hava da alıyordu. Zaman zaman osuruğa benzeyen sesler ‘Şop şop şop!’ seslerine eşlik ediyordu bu nedenle.

Boşalmaya adım adım yaklaşıyordum artık. Her yanım kasılmaya başladı, kaslarım ip gibi gerilmişti. Hanife de ellerini başının üstünde tutup iyice eğilmişti artık sikişin verdiği zevkle. Benim gibi o da yorulmuş, tarifsiz zevkin etkisiyle gücünü tüketmişti. Memeleri yarak darbelerimle birlikte şiddetle oynuyor, sarsılıyordu.

Sonunda sarsıla sarsıla karımın amına boşaldım. Boşalırken de sokup çıkartmaya devam ettim yarağımı. Bittiğinde yarağımı içinde tutup yüklendim iyice. Son döl damlasını bile ziyan etmeden amına akıtmak istiyordum. Artık Hanife’nin hamile kalması mucizelere bağlı olsa da, gene de her sikişmemizde döllerimi ziyan etmemeye uğraşıyordum.

Geri çekilip amından çıktım. Yarağım döllerim ve amının sıvıları ile kaplanmıştı. Hanife’nin beyaz göt yanakları ve kasıkları iyice kızarmış haldeydi. Yavaşça doğrulurken, “Ne öyle ayı gibi yapıyorsun, duyarlarsa ne olacak?” dedi kızgın bir ses tonuyla. “Hoşuna gitmedi mi?” diye sorduğumda, “Ya ben ne diyorum, sen ne diyorsun!” dedi sinirle ve suyu açtı. Sikişimizin ardından bu kez de suyun sesi ile çınladı banyonun duvarları. Hanife’nin siniri saniyeler içinde yok oldu. Karı koca aldığımız hazla birbirimizi güzelce sabunlayıp yıkandık. Hanife getirdiği havlu ile kurulanıp çamaşırlarını giyindi. Bense sadece kurulandım, çamaşırlarım odada kalmıştı.

Kapının topuzunu yavaşça çevirip açtım. Evde derin bir sessizlik vardı. Merdiven boşluğundaki perdesiz camdan ayın ışığı vuruyordu mermer basamakların üzerine. Hanife parmak uçlarına basarak odaya girerken, ben de anadan doğma halde peşinden girip kapattım kapıyı. Hanife’nin verdiği külotu ve atleti giyinip girdim yatağa.

Az önce güzel bir sikiş yaşamış birbirimize duyduğumuz hasreti sona erdirmiştik, ama Hanife, “Benim uykum geldi, Allah rahatlık versin!” diyerek sırtını dönüp yattı. En azından bir şeyler konuşuruz diye düşünmüştüm, ama Hanife götünü dönünce, “İyi, sana da!” demekten başka çarem kalmadı. Telefonu açıp onunla oyalandım bir süre, sonra da yattım…

[Tahsin]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lüks Villada Seks! (2) (Tahsin 38 Y., Samsun)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra bahçeye geçtim. Bakımsız kalan ağaçların budanması gereken dalları vardı, birkaç gündür onlarla uğraşıyordum. Saat 10:00 gibi çay içmek için eve geçtiğimde karım mutfakta bulaşık yıkıyordu. Numan Bey ve Meliha Hanım görünmüyordu. Karımın beline sarılıp yanağından öptüm. “Neredeler?” diye sorduğumda dirseğiyle beni itip, “Ne yapıyorsun be görecekler!” dedi gülerek.

Gerçekten de geriye döndüğümde Meliha Hanımı tam karşımda gördüm. Salon ve mutfak bitişikti, Amerikan mutfak denilen türdeydi, kapısı da yoktu. Büyük salonun merdiven boşluğundaki girişindeydi Meliha Hanım. Korkutucu bakışları vardı kadının, o an utancımdan başımı öne eğerken çay içemeden mutfağın bahçeye açılan kapısından çıktım dışarı. Allahtan karım Meliha Hanımın geldiğini görmemiş bulaşık yıkamaya devam etmişti.

Öğleye kadar bahçede kalıp çalıştım. Öğle yemeği için eve girdiğimde, karımın suratının pancar gibi kızardığını gördüm. “Ne oldu?” diye sorduğumda, “Yok bir şey!” dedi sinirle. Belki de ben çıktıktan sonra Meliha Hanım onu paylamıştı. Kadın bana edemediği sözleri karıma söylemişti anlaşılan. Karım yemeğimi verirken kendisi tabağındakilere hiç dokunmadı.

Öğleden sonra bahçede çalışırken arkamdan gelen bir çıtırtıyla geriye döndüm. Meliha Hanımdı gelen, yerdeki kuru dallardan birine basmıştı. “Korkuttum mu?” dedi gülümseyerek. “Yok, Estağfurullah, olur mu öyle şey!” dedim. Bir ağacın yanında küçük merdivenin üstündeydim. Aşağı indim ayıp olmasın diye. Bu zamana kadar böyle bir şey yapmadığı için şaşkındım. Meliha Hanımın karımdan sonra beni de paylayacağını düşündüm. O nedenle başıma gelecekleri kabullenmiş halde kadının yüzüne bakmaya çekiniyordum.

Ama o bana ağaçlarla, bahçenin bakımıyla ilgili şeyler sordu, bilgi almak istediğini söyledi. O olay hakkında tek kelime etmeyeceğini anladığımda rahatladım. “Bahçe aslında çok güzel, ama bakım şart. Elimden geldiğince toparlamaya çalışıyorum. Baharda ağaçlara aşı yaparsak daha da iyi olacaktır…” dediğimde, “Bu aşı dediğin nasıl oluyor usta, anlatsana!” dedi karşılık olarak.

Anlayacağı şekilde basitçe anlatmaya çalıştım. Meliha Hanım dikkatle dinliyor, gösterdiğim örneklere bakıyordu. Kadının koca villada otura otura sıkıldığını, konuşacak birine, ilgisini çekecek bir şeye ihtiyacı olduğunu düşündüm. Muhafazakar bir kadın olsa da yabancı bir erkekle konuşma ihtiyacı hissetmişti.

“Bir ara şu havuza da bakabilir misin?” diye sorunca, “Tabii, ne demek, onu da hallederim!” dedim. “Sen çalışmaya devam et, öyle de konuşabiliriz!” diyerek eline aldığı bir çam kozalağı ile oynarken ben yeniden merdivene çıktım. Daha önce nerelerde çalıştığımı, üniversitede ne okuduğumu vs. bir sürü soru sordu ben çalışırken. İşe gireceğimiz zamanda da bu soruları sormuştu, ama şimdi yine soruyordu. Elindeki kozalakla oynayıp bir elimdeki işe bir bana bakıyordu.

Nerdeyse yere kadar inen koyu yeşil ince bir pardesü giymiş, başını omuzlarını da örten siyah bir türbanla bağlamıştı. Uzun beyaz yüzü ve elleri haricinde görünen bir yeri yoktu. Uzun boylu bir kadındı. Hatta kocasından biraz daha uzun kalıyordu. Güzel bir fiziği, güzel bir yüzü vardı Meliha Hanımın. Siyah babet ayakkabılar vardı ayağında, ince siyah çoraplı ayakları görünüyordu zaman zaman pardesünün savrulan eteklerinin altından.

“Sana kolay gelsin!” diyerek yanımdan uzaklaşırken arkasından baktım. Elindeki kozalakla oynaya oynaya eve girdi. Karımı azarlamış mıydı? Belki de kadın başına beni paylayamayacağı için öylesine havadan sudan sorular sormuştu sadece. Garip sorular beynimi kurcalarken bahçede akşama kadar çalışmaya devam ettim. Saat 18:00’e gelirken büyük tuvaletimi yapmak için eve geçtim. Çişim geldiğinde bahçedeki küçük tuvaleti kullanıyordum, ama büyük tuvaletimi çatı katındaki, karımla sikiştiğimiz banyoda yapıyordum.

Karım mutfaktaydı yine, akşam yemeğini hazırlıyordu. Meliha Hanım ve Numan Bey görünmüyordu. Karımın yüzündeki kızarıklık geçmiş, ama siniri aynı kalmıştı. “Ne oldu, söylesene!” dediğimde yine yanıt vermeyip geçiştirdi. Ama sonra, “Meliha Hanım yanına gelip sana ne söyledi?” diye sordu. Vereceğim cevabı merak eder şekilde gözlerini açtı. “Hiç, işle ilgili, o nedir, bu nedir filan sorular sordu. Havuza bakmamı istedi…” dediğimde, “Hımm!” yaptı manalı bir şekilde. “Geçen bana da demişti havuzu, ama unuttum sana demeyi!” dedi daha sonra.

“Ben tuvalete gidiyorum!” diyerek merdivenlere yönelirken o da işine geri döndü. Mermer basamaklardan çoraplı ayaklarımla sessizce çıkıyordum. İkinci katın merdiven sahanlığına geldiğimde Numan Beylerin yatak odası kapısının kapalı olduğunu gördüm. Bu saatte kapalı olmazdı kapıları. Acaba yatıyorlar mıydı akşam yemeği öncesinde diye düşündüm, ama bu düşünce bir anda geldiği gibi geri gitti. İçerden gacır gucur birtakım sesler geldi kulağıma.

Ne oluyor diyerek yavaşça parmak uçlarıma basarak kapıya yanaşıp kulağımı dayadım. Duyduğum sesler yatak gıcırtısıydı, Numan Bey ve Meliha Hanım içerde gündüz vakti sikişiyordu. Nefes alışverişimi kontrol etmeye çalışarak durup dinlemeye başladım. Yatak odalarında siyah ferforje demirden bir karyolaları vardı. Sikişmenin etkisiyle demir karyolanın gıcırtılarına ayaklarının parke zemin üzerindeki takırtıları karışıyordu. Aralarda güçlü ve şiddetli tıpkı dün gece karımla sikişirken çıkanlara benzeyen şekilde ‘Şop şop şop!’ seslerini duyuyordum. Numan Bey münzevi ve sofu görüntüsünün altında iyi bir sikiciydi anlaşılan. Daha birkaç saat önce bana sorular soran karısını çatır çatır sikiyordu.

Gıcırtı sesleri yavaş yavaş sona erdi sandığım anda daha yüksek perdeden çıkmaya başladı. Yoğun bir sikişmenin üstüne denk gelmiştim. Sesler aralarda yavaşlayıp hızlanmaya devam ederek 15-20 saniye daha devam ettikten sonra nihayet kesildi. Sessiz olmaya dikkat ederek üst kata çıkıp banyoya girdim.

Tuvaletimi yapıp aşağı indiğimde kapıları halen kapalıydı. Bir süre daha çalıştım bahçede. Bahçe malzemelerini arkada kalan küçük depoya koyup eve geçtim mutfak kapısından. Numan Bey aşağı inmiş, Meliha Hanım ise henüz gelmemişti. Numan Bey başıyla selam verdi. Kırlaşmış saçları biraz ıslak gibiydi. Sikişmenin ardından yıkanmış, temizlenmişti.

Ben mutfak masasında yemeğimi yerken Meliha Hanım da indi. Aynı uzun pardesüsü üstündeydi ama başını koyu mavi bir türbanla bağlamıştı bu kez. Beni görünce selam verdi, kocası gibi başıyla yapmadan. Selamını alırken Numan Beyin karşısına oturup telefonunu aldı eline. Yemeğimi yerken kadınla adama bakmadan edemiyordum. Bir karı koca ne yaparsa onlar da aynısını yapmışlardı, ama bunu daha hava kararmadan ve biz odamıza çıkmamışken yapmaları şaşırtıcıydı.

Yemeğimi yedikten sonra, “Hayırlı akşamlar!” diyerek odamıza çıktım. Hanife onların yemeklerini hazırlıyordu ben çıkarken. Hanife’nin gelmesi 22:30’u buldu. Yine yorgun görünüyordu. Soyunup yatağa girdiğinde sarıldım. “Niye sinirliydin bugün?” diye sorduğumda, “Boş ver!” dedi. “Ne oldu kız, ne saklıyorsun sen benden?” dediğimde, “Ya söyleyip de canını sıkmak istemiyorum!” dedi.

O söylemese de bir şeylerin olduğunu anladım. “Meliha Hanım ne söyledi sana?” dediğimde, “Bir şey demedi bana, onunla ilgisi yok ki!” dedi. “Ne peki, başka ne oldu ki?” dediğimdeyse, “Kızma ama!” dedi dudaklarını büzüştürerek. “Hadi uzatma, bırak oyun oynamayı da anlat!” dedim biraz da sert bir tonla.

“Şey, kahvaltıdan sonra bulaşıkları yıkarken Meliha Hanım yukarı çıktı. Numan Bey kaldı aşağıda. Benden kahve istedi, ben de yapıp yanına götürdüm. Kahveyi sehpaya koyarken elimi tuttu birden, benden hoşlandığını söyledi. Korkup elimi çektim hemen. Tezgaha dönerken peşimden geldi bu sefer, belimden sarılıp ellemeye, öpmeye çalışınca dirseğimle vurdum karnına. Canı yanınca bir şey demeden yukarı çıktı…” deyince Hanife’nin sözleri karşısında çok şaşırdım.

İçine kapanık, sofu dediğimiz adam karıma sulanmıştı. “Vay orospu çocuğu!” dedim. Hanife ellerini göğsüme koyup, “Allah aşkına Tahsin ses etme. Kaç zaman sonra böyle bir iş bulduk, kaybetmeyelim. Azıcık ellemesinde bir şey yok. Paraya ihtiyacımız var sonuçta!” dedi beni sakinleştirmeye çalışan bir tonda.

Daha önce çalıştığımız yerlerde de Hanife’ye sulanan, elleyen adamlar olmuştu. Tarlalarda, bağ bahçe işlerinde çalıştığımız zamanlarda işi kaybetmeyelim diye karımın kendini elletmelerine alışmıştım. Bütün bunların sona erdiğini düşündüğüm bir zamanda yeniden ortaya çıkması canımı sıktı.

Hanife ses çıkartmamam için yemin ettirdi. Bu işi kaybetmek istemiyordu. Eskisi gibi meyve yada fındık bahçelerinde, tarlalarda yevmiyeli işçi olarak üç kuruşa çalışıp, çadırlarda, barakalarda kaldığımız günlere geri dönmek istemiyordu. Ona daha iyi koşullar sağlayamadığım için kendimi suçlu hissediyordum. O yüzden dediğini yapıp sessiz kalacaktım.

Hanife’ye, “Akşam tuvalet için gelmiştim ya. Yukarı çıkarken baktım bunların kapıları kapalı. O saatte niye kapalı diye merak ettim, kapıya dayadım kulağımı. İçerde karyola gıcırdatıyorlardı. Gündüz vakti sikişiyorlardı!” dediğimde güldü.

Hanife, “Sana demeye utandım, ama ben de bir defa şahit oldum senin bu dediğine. Benim yanımda birbirlerine kaş göz işareti yapıp yukarı çıktılar. Sen Samsun’a gitmiştin arabayla. Nereye gidiyor bunlar diye merak ettim. Yukarı çıktım, kapıları kapalıydı. Senin gibi kulağımı dayadım kapıya, gündüz vakti sikişiyorlardı… Meliha Hanım öyle bir ‘Ayy, ahhh, ohhh!’ çekiyordu ki şaşırıp kalırsın… Duyarız ederiz diye korkuları, utanmaları yok hiç… Sonra da bir şey olmamış gibi geldiler aşağıya… Zaten kadının acayip acayip külotları sutyenleri var. Görüntüsüne baksan ehlisünnet bir kadın sanırsın, ama ben bu yaşımda giymeye utanırım onları!” dediğinde, “Nasıl şeylermiş onlar kız?” dedim merakla.

Hanife gülerek, “Böyle arkası ipli, giyince götünün arasında kalır. Önü de ha bu avucumdan daha küçük, ben giysem amım dışarda kalır valla!” dedi sesli gülmesini engellemek için ağzını kapatarak. Ev sahiplerimizin bu garip durumları karşısında şakayla karışık biraz daha konuştuktan sonra yattık…

O günden sonra gözüm Numan Bey de oldu hep. Bahçede çalıştığım zamanlarda bir yandan da evi gözetliyordum. Gerçi içerde olan biteni göremezdim, ama karıma askıntı olmaması için kendimce tedbirler almaya çalışıyordum. Arabayla Samsun’a gittiğim zamanlardaysa Hanife’yi arıyordum sık sık cebinden. Ancak tahminimin aksine Numan Beyden herhangi bir hareket gelmedi. Hanife’ye her seferinde bir şey olup olmadığını sorduğumda, “Bir şey yok. O günden sonra aklı başına geldi herhalde!” diyordu.

Numan Bey kabuğuna çekilmiş, ama Meliha Hanım sık sık çalışırken yanıma gelmeye başlamıştı. İşle ilgili sorular soruyor, bazen de çalışma sırasında ufak yardımlarda bulunuyordu. Bana ilk zamanlar “Usta!” diye hitap ederken sonrasında “Tahsin Bey!” demeye başlamış, en sonunda da sadece, “Tahsin!” der olmuştu.

Hanife’nin onun hakkında söyledikleri geliyordu aklıma yanıma her gelişinde. Yarağım ister istemez sertleşiyordu, ama kadın anlamasın diye azami dikkati gösteriyordum. Uzun ve bol pardesülerini üstünden hiç çıkartmıyor, başını aynı tip büyük türbanlarla bağlıyordu. Numan Bey evin içinden bile çıkmak istemezken karısı bahçede rahatça dolaşıyordu.

Geçen zamanla birlikte dikkatimi çeken bir şey de kendilerine herhangi bir ziyaretçinin gelmemesiydi. Diğer evlerdeki komşulardan gelen olmuyordu hiç. Onların da bir yere gittikleri yoktu zaten. Bize işi ayarlayan kardeşi bile Numan Bey yerine bazen beni arıyor, abisinin ve yengesinin nasıl olduğunu soruyordu…

Bir sabah kahvaltımı yapmış bahçeye çıkacakken, Meliha Hanım, “Tahsin seninle Samsun’a gitmemiz lazım!” deyince, “Şimdi mi?” dedim gayriihtiyari. “Evet, yapmam gereken işler var. Alışveriş de yapmam lazım. Ben çantamı alıp geleyim!” dedi ve yukarı çıktı. Kocası daha aşağı inmemişti. Hanife’ye, “Nerden çıktı şimdi bu?” dedim, sinirlenmiştim. Karımı Numan Bey ile tek bırakmak istemiyordum. Ancak Hanife gayet rahattı. “Ne olacak canım, sen merak etme beni, ben yapacağımı bilirim öyle bir durumda!” dedi gülümseyerek.

Birkaç dakika sonra Meliha Hanım omzuna siyah çantasını asmış, siyah güneş gözlüklerini de türbanının üstüne atmış halde indi aşağı. “Hadi çıkalım!” derken Numan Bey de arkasından iniyordu. Bana, “Dikkatli sür Tahsin, Meliha Hanım aşırı süratten hoşlanmaz!” deyince, “Merak etmeyin efendim, dikkat ederim!” dedim. Ancak içimden (Ulan ibne, karıma dokunmaya kalkma, ben de senin ebeni sikerim!) demeden duramadım.

Binmesi için arka kapıyı açtım ama o öne oturmak istediğini söyledi. Meliha Hanım öne oturunca yola çıktık, ama benim aklım Hanife’deydi. Karımı o çakalla yalnız bırakmak zorunda kalmıştım. Meliha Hanım, “Bahçe çok zamanını alıyor, havuzla daha ilgilenemedin?” deyince, “Kusura bakmayın. En yakın zamanda bakacağım. Gerçi havalar artık soğuyor, ama size söz verdim ne de olsa…” dedim. “Estağfurullah, ne sözü, sadece bir rica benimki!” dedi gülümseyerek.

Ardından evle ilgili kafasındaki düşüncelerden bahsetti. Evin içini ve dış cephesini boyatmak istediğini, ancak Numan Beyin buna karşı çıktığını, evin içinde tadilat görmek istemediğini söyledi. Kocası hakkında ilk kez böyle serzenişte bulunurken görüyordum kendisini.

Bir süre sessiz kaldıktan sonra neden çocuğumuz olmadığını, tedavi olup olmadığımızı, problemin kimde olduğunu sordu. “Kısmet olmadı, ikimiz de çok istedik, ama olmadı işte. Bende sıkıntı yokmuş, Hanife ile ilgili bir şeymiş. Tedavi için de paramız yeterli gelmedi bir türlü. Devlet karşılıyor dediler, ama sigortamız olmayınca ona da başvuramadık…” dedim.

Elini sağ kolumun üstüne koyup, “Biz ne güne duruyoruz Allah aşkına, özelse özel, devletse devlet. Hangi hastaneye gitmek istediğinizi söyleyin sadece. Para konusunu düşünmeyin!” dediğinde, “Çok teşekkür ederim!” dedim utanarak. İlk defa bana dokunmasına şaşırmıştım. Elini çekerken, “Ne demek, elimizden ne gelirse yaparız!” dedi karşılık olarak.

Kısa bir sessizlik sonrası ben utanıp sıkılarak, “Şey, sizin niye olmadı acaba?” diye sordum. Gülümseyerek, “Ben Numan Bey ile geç bir yaşta evlendim, o saatten sonra da yapmak istemedim. Numan Beyin ilk evliliğinden bir oğlu var zaten. Gerçi görüşmüyorlar, ama evlat sonuçta. İlk evliliğim 15 yıl sürmüştü. Senin Hanife gibi benim de kocam kısırdı. O nedenle çocuğumuz olmamıştı!” dedi.

Meliha Hanımın daha önce evli olduğunu bilmiyordum. Bunu ilk defa duyuyordum, ama yine de söyleyerek moralini bozmak istemedim. Ardından, “Senden yana sıkıntı olmadığını anlamıştım zaten. Güçlü, kuvvetli, yakışıklı adamsın. Ama Hanife de genç ve güzel bir kadın sonuçta. Anne olmak ona çok yakışacaktır!” dedi. Nazikçe teşekkür ederek karşılık verdim sözlerine.

Numan Beyin sözleri üzerine maksimum 60 km ile gidiyordum. Meliha Hanım camdan etrafı seyrediyordu. Merkeze gidince onu bir giyim mağazasının önünde indirdim. Arabayı yakınlardaki bir otoparka çektim. Hanife’yi aradım. Birkaç kez çaldıktan sonra açtı. “Orada durumlar nasıl?” diye sorduğumda, “İyi, ne olsun. Kahvaltı yapıp yukarı çıktı!” dedi Numan Bey için. “Bir şey dedi mi, bir şey yaptı mı?” diye soruncaysa, “Ne yapacak Tahsin, sen de telaş yapma böyle!” dedi sinirlenmiş gibi. “İyi, tamam”! diyerek kapattım telefonu.

Ama merak edip 15-20 dakika sonra yeniden aradım. Ancak bu kez yanıt alamadım, telefonu açmadı. Ne oldu, niye açmıyor bu diye düşünüp dururken Meliha Hanım arayıp yanına gelmemi istedi. Yeniden mağazanın önüne gittim. Bayağı alışveriş yapmıştı, elleri poşetlerle doluydu. Poşetleri bagaja koyarken o ön koltuğa oturdu yine. Elinde bir paket vardı. “Bu senin!” dedi paketi uzatıp. “Nedir bu?” dediğimde, “Aç bak bakalım, beğenecek misin?” dedi gülümseyerek.

Kareli bordo renkli çok güzel bir gömlekti. “Meliha Hanım çok teşekkür ederim, ama ne zahmet ettiniz?” dediğimde elimi tutup, “Sen daha iyilerine layıksın!” dedi. İlk kez eli elime değiyordu. Çok şaşırıp heyecanlandım. Sıcak ve yumuşak elini çekerken, “Meliha de bundan sonra bana, Hanım demeni istemiyorum, aramızda resmiyet olmasın lütfen!” dedi gülümseyerek. Ama hemen ardından, “Ama Numan Beyin yanında aynı şekilde Hanım demeye dikkat etmelisin!” dediğinde, “Nasıl isterseniz!” dedim. Arabayı çalıştırırken, “Nasıl isterseniz değil, nasıl istersen!” dedi nazikçe. “Peki!” dedim yanıt olarak.

Alışveriş sonrası başka mağazalara, PTT’ye ve banka şubesine uğradık. Bankadan çıktığında elinde hatırı sayılır bir miktarda para vardı. Paraları çantasına koyup, “Yemek yiyip öyle dönelim eve!” dedi. Sonra da, “Balık yemek istiyorum, bildiğim güzel bir yer var, oraya gidelim!” dedi. Yolu tarif ederek dediği balıkçıya gittik. Hayatımda ilk defa böyle lüks bir yere geliyordum. Üzerimdeki eski püskü kot pantolon ve ütüsüz gömlekle burası için uygun olmadığımı düşündüm. Ancak Meliha Hanım o şekilde düşünmüyordu.

Sahile bakan bir masaya oturduk. Ben ezik büzük otururken o benim adıma da sipariş verdi. Kadının benimle böyle yakından ilgilenmesi hoşuma gitmişti, ama niye böyle davrandığını da anlayamıyordum. Acaba benden hoşlanıyor muydu? Meliha Hanım gibi mütedeyyin bir kadının kocası haricinde bir erkeğe bakabileceğine inanmıyordum, ama aklıma başka da bir şey gelmiyordu.

Balıklarımızı yerken havadan sudan konuştuk. Bir sonraki gelişimizde bahçeye ekmek istediği ağaç fidanları olduğunu, onları alacağımızı söyledi. Meliha Hanımın işaretiyle hesabı istedim garsondan. Oldukça yüklü bir hesaptı, benim ödeyecek durumum zaten yoktu. Meliha Hanım bankadan çektiği paralarla ödedi, üstünü de bahşiş olarak bıraktı.

“Kesenize bereket, teşekkür ederim!” dediğimde, “Afiyet olsun, daha bu bir şey değil!” dedi gülümseyerek. Arabanın kapısını bu kez ben açtım binmesi için. Güneş karşıdan geldiği için gözlüklerini taktı. Bu haliyle daha güzel ve hoş bir görüntüsü olmuştu. 45 yaşında olsa da daha genç gösteriyordu. Yüzüne hiç makyaj yapmadığı için de teni temiz ve bakımlı kalmış, yaşlanıp kırışmamıştı.

Eve doğru giderken vites kolundaki elimi tuttu. Siyah güneş gözlüklerinin arkasından bana bakıyordu, dudaklarında gülümseme vardı. Bir süre o şekilde kaldıktan sonra çekti elini. Heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Ev sahibim bana yazılıyordu. Kadının niyeti bozduğunu anlamıştım artık. Eve gelene kadar başka söz etmedik, ama etmemize gerek kalmamıştı zaten.

Arabadan inerken, “Bu gömleği giysene, üstünde görmek istiyorum. Bedenini tahmin ettim ama uymazsa değiştirelim!” dedi gülümseyerek. “Tamam!” dedim kontağı kapatırken. Meliha Hanım arabadan inerken ben de bagajdaki poşetleri aldım. Önümden kısa topuklu babetleri ile kıvıra kıvıra yürüyordu. Siyah renkli, bol ve uzun pardesünün altında götünü sağa sola çalkalıyor, pardesünün genişliği bunu görmeme engel olamıyordu.

Poşetleri salona bıraktığımda karım ve Numan Bey yoktu içerde. Meliha Hanım, “Ben yukarı çıkayım!” diyerek merdivenlere yönelirken mutfağın bahçeye açılan kısmına baktım. Hanife görünmüyordu orada da. Yukarı çıktım hızlı adımlarla. Meliha Hanım yatak odasına girmiş, kapıyı kapatmıştı.

En üst kata çıkıp bizim odanın kapısını açmaya çalıştım, ama kapalıydı. Hanife içerde miydi? Birkaç defa tıklattım, “Hanife benim, açsana kapıyı, orda mısın?” dedim. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Derken kapı açıldı. Hanife’nin suratı kıpkırmızıydı. “Ne oldu kız, anlatsana, bir şey mi oldu?” dedim kapıyı kapatırken. Hanife ağlamıştı ben gelmeden önce. “Geç otur!” dedi yatağın üstünü işaret ederek. “O pezevenk bir şey mi yaptı sana?” dedim kollarından tutup sarsarak. “Otur, konuşalım!” dedi çok sakin bir sesle.

Bir şeyler olmuştu, ama Hanife’nin bu sakinliği beni korkutuyordu…

[Tahsin]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lüks Villada Seks! (3) (Tahsin 38 Y., Samsun)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Hanife sakin bir sesle konuşmaya başladı: “Senle telefonda konuştuktan sonra yanıma geldi. Gene sırnaşıp ellemeye çalıştı. Beni çok beğendiğini, çok güzel olduğumu, benimle birlikte olmak istediğini söyledi. İtiraz ettiğimde (İstersem seni zorla sikerim, hiçbir şey yapamazsın bana. Benim akıl hastanesinden 46’lı raporum var. Hem çok param, geniş çevrem var. Olan senle kocana olur. Ya dediğimi yaparsın, ya da hemen bugün kovarım sizi!) dedi…” deyince, “E ne oldu peki, sen ne dedin?” diye sordum. Vücudumdaki bütün kan çekilmişti sanki. Kalbim güm güm atıyordu.

Hanife duraklayarak, “Kendimi siktirmedim elbette!” dedi. “Siktirmedin de ne oldu, söylesene be!” dedim yine kollarından sıkıca tutup sarsarak. Ağlamaklı bir sesle, “Sikini ağzıma aldım…” dediğinde öfkeyle bir tokat attım suratına. Yatağın üstüne yüz üstü düştü. Daha fazla vurmak istesem de yapamadım. Yavaşça doğrulup kalktı.

Hanife’ye, “Tamam, bitti. Toparlan gidiyoruz hemen!” dediğimde, “Nereye gidiyoruz? Gidecek bir yerimiz mi var? Evimiz mi var bizim Tahsin? Senelerdir çadırlarda, barakalarda yatıp kalktık. 3 bavul eşyamızdan başka neyimiz var? Ablamın yanına gitsek ne kadar kalacağız orada? Seninkiler desen açlıktan nefesleri kokuyor. Bizim gidecek bir yerimiz yok Tahsin, anlasana… Çaresiziz biz, yerimiz yurdumuz yok. İş bulursak çalışıyoruz, bulamazsak ne olacak? Ekmek verenimiz var mı? Zengin dayımız mı var bizim?” dedi ağlaya ağlaya.

Dediklerinin hepsi doğruydu. Karı koca ikimiz de aç ve çıplaktık. Onca yıl ırgatlık yapmış ama bir ev bile alamamıştık. Onun bunun yanında sürünüp duruyorduk. Ne olacağımız da belli değildi. Bu iş bizim için şanstı, ama böyle bir şeyle yeniden karşılaşmak çok koydu. Senelerce çalıştığımız yerlerde iş sahipleri ya da kahyaların tehditleri, baskıları bizi yıldırmıştı. Başa çıkabilmek için Hanife kendini ellemelerine izin vermişti. Şimdi gene aynı şeyle karşılaşıyorduk. Üstelik adam ellemekle yetinmeyip sikmek istiyordu Hanife’yi.

Hanife, “Ben bir yere gitmiyorum, sen gitmek istersen git!” dedi ayağa kalkıp. “Ne yani, adamın seni sikmesine izin mi vereceksin?” dediğimde, “Bu işi kaybetmemek için, değil amımı, her şeyimi veririm!” dedi. Gözleri ateş saçıyordu. İnatçı bir kadındı Hanife. Beni dinlemeyeceğini biliyordum. “Sen orospuluğa meraklısın güzelim, işi kaybetmek falan bahane!” dedikten sonra çıktım odadan.

Merdivenlerden hızla indim. Bahçeye çıkıp en uca kadar gittim. Oturdum, sırtımı bahçe duvarına dayayıp bir sigara yaktım. Sinirimden birkaç sigarayı üst üste içtim. Sakin kalmak istesem de yapamıyordum. İçki içip sarhoş olmak istedim. Ama yakınlarda içki alabileceğim bir yer yoktu. Her şeye lanet ettim.

Derken ileriden Meliha Hanımın bana doğru geldiğini gördüm. Kalktım, üstümü başımı toplarken yanıma geldi. Aynı kıyafetleri vardı üstünde. “Baktım ama ön tarafta yoktun. Bir şey mi oldu, bir şeye mi kızdın?” diye sorunca, “Yok, Hanife ile tartıştık biraz…” dedim. Gülerek, “Olur evliliklerde, boş ver üzülme!” dedi. Bana doğru birkaç adım daha atıp, “Giymemişsin gömleği?” dedi gülümseyerek. Yaşadıklarımın arasında gömleği çoktan unutmuştum. “Çalışırken kirlenmesin diye giymedim…” dedim yalandan. “Olsun, kirlensin, yenisini alırız. Senden daha mı kıymetli!” dedi nazikçe. Kocası karımı sikmek istiyor kendisi de bana yazılıyordu. Garip bir durumdu bu. Kocasının niyetinden haberi var mıydı acaba?

“Şimdi ne yapacaksın?” diye sordu. “Şu otlar büyümüş, biraz onları temizleyeyim…” dediğimde, “İyi olur. Ama acelesi var mı? Sonra yapsan olmaz mı?” dedi. Kadının imalı bakışları vardı. Bu bakışları ve ses tonuyla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu sanki. Benden bir adım atmamı bekliyordu. Ama cesaret edemiyordum. Meliha Hanım benden daha cesur çıktı. “Şöyle gelsene!” diyerek villanın arka tarafındaki kısma doğru yürüdü. Küçük deponun önüne kadar gitti, ben de peşinden gidiyordum.

Deponun kapısı açıktı, içeriye göz gezdirdikten sonra, “Gel!” dedi eliyle işaret ederek. Heyecanlandığım zamanlarda olduğu gibi kalbim güm güm atmaya başladı. Yanına gittiğimde içeri girdi. Öylece durduğumu görünce, “Girsene, ne bekliyorsun?” dedi elini uzatıp. İçeri girdim. Malzemelerin bir kısmı bahçede olduğundan içerisi boş kalmıştı. Kapıdan ve pencere boşluğundan vuran ışığın etkisiyle loş bir aydınlık vardı depoda.

Ellerimi tutup yanağımdan öptü yavaşça. “Senden hoşlandığımı görmüyor musun?” dedi fısıltıyla. Ne yapacağımı, söyleyeceğimi bilemedim. Meliha Hanım yeniden yanağımı öptükten sonra, “Kocan görürse ne olacak?” dedim. “Yatıyor o şimdi, görmez. Evden dışarı çıktığı yok zaten, korkma!” dedi sakince. Gene yanağıma öpücük kondururken, “Öyle durma, yoksa benden hoşlanmadın mı?” dedi. “Şey, hoşlandım, ama ne bileyim. Yani senin gibi bir kadının benimle ne işi olur ki?” dedim.

Sözlerim pek hoşuna gitmedi. “Neyim varmış benim?” dedi, alınmış gibiydi. “Kapalı, namazında niyazında evli bir kadınsın. Kocanı aldatmış oluyorsun. Şu an benimle burada olman bile günah değil mi?” dediğimde sinirlenip, “Sen de amma korkak çıktın!” dedi öfkeyle. Kapıdan çıkacağı anda bileğinden yakaladım sıkıca ve kendime çektim. Belinden tutup, pembe, etli dudaklarına yumuldum hemen. Meliha Hanım önce tepki gösterir gibi kendini geri çekmeye çalıştı, ama sonra uzun zamandır böyle bir anı bekliyormuş gibi ellerini sırtıma atıp sarıldı sıkı sıkı. Öpmelerime aynı şekilde karşılık verirken gözlerini kapatmış ufaktan inliyordu.

Öpüşmemizin ardından, “Çok zamanımız yok, şu kapıyı kapat hadi!” dedi. Demir kapıyı yavaşça kapattım. Duvarın tavanla birleştiği yerde pencere boşluğu vardı, oradan küçük bir ışık huzmesi giriyordu içeriye. Deponun lambası yoktu. Oradan giren ışıkla yetinmek durumundaydık, ama saniyeler içinde gözlerimiz karanlığa alıştı.

Siyah bol pardesüsünün altına soktu ellerini. Beyaz külotunu sıyırıp çıkardı ayaklarından. Sırtını benden yana döndü. Salondaki şömine için üzerinde odun kırılan büyük ağaç kütüğüne koydu ellerini ve domaldı. Arkasında duruyordum. “Hadisene, ne bekliyorsun?” dedi acelesi varmış gibi. Pardesüsünü altındaki eteğiyle birlikte sıyırdım beline. Yarı karanlık yarı aydınlık deponun içini Meliha Hanımın bembeyaz kalçaları ve götü bir fener gibi aydınlattı. Karımdan uzun ve yapılıydı, vücudu da dolgundu.

Daha depoya girdiğimiz andan itibaren sertleşmeye başlayan yarağım bu manzara karşısında demir gibi oldu. Hızlıca kot pantolonumu ve külotumu çıkardım ayaklarımdan. Sertleşen yarağımı tükürükleyip Meliha Hanımın göt yarığına sürttüm. O an boşalacak gibi oldum. Karım hayatımdaki ilk ve tek kadın olmuştu, evlendiğimde bakir bir erkektim. Sonrasında da başka bir kadınla ilişkim olmamıştı. Ama şimdi Meliha Hanım hemen önümde domalmış haldeydi.

Amını bulmaya çalıştım kısa bir süre. Meliha Hanım da götünü sağa sola oynatıp bacaklarını biraz daha ayırdı iki yana. Sonunda amının dudaklarını yarağımın kafasında hissettim. Derin bir iç geçirdim, dudaklarımı ısırdım. Karımınkinden sonra ilk defa bir am sikecektim. Yarağım yavaş yavaş girdi içine. Amı derin ve sımsıcaktı, ilginç şekilde kaygan ve ıslaktı. Meliha Hanım kendini çoktan sikişmeye hazırlamıştı anlaşılan. Yarağım dibine kadar girdi içine. Gözlerimi kapadığımda Meliha Hanımın derinlerden gelen fısıltılı inlemesi benimkine eşlik etti.

Amında yavaşça çalışmaya başladım. Göt yanaklarından tutuyordum sıkıca. Pardesü ve eteğini biraz daha sıyırdım yukarı. Yarağım her seferinde daha da derinlere giriyor, amının içinde kayboluyordu sanki. Hızlanmaya başladığımda Meliha Hanımdan ufak ufak iniltiler çıkmaya başlamıştı. Başını sağa sola oynatıp bana bakmaya çalışıyordu sanki. Kaygan amı yarağımı kolayca içine alıyordu. Meliha Hanım da tıpkı karım gibi çocuk doğurmamıştı. Amı dardı. Yarağım amının etten duvarlarına sürtünüyordu, ikimiz de çok zevk alıyorduk.

Daha da hızlanıp pompalamaya başladım. Karımla sikiştiğim zamanlardaki gibi güçlü ve yoğun ‘Şop şop şop!’ sesleri küçük deponun içinde ses patlamaları yaratmaya başlamıştı bu sırada. Meliha Hanım ellerini dayadığı ağaç kütüğünden sıkıca tutunuyordu. Bu pozisyonda başı aşağıda kaldığı için zaman zaman rahatsız olup yukarı kaldırıyordu başını. İkimiz de inliyorduk. İlk defa karımınkinden farklı bir am sikiyordum. Harika bir duyguydu bu.

Karımla sikişirken kendimi kontrol edebiliyordum, ama Meliha Hanımın amında çalışırken zorlanıyordum bunu yapmakta. O nedenle boşalacak gibi olduğumda geri çektim kendimi, amından çıktım. Meliha Hanım hemen, “Niye çıktın, boşaldın mı?” diye sorunca, “Yok, kendimi tutmak için çıktım!” dedim. Heyecandan nefes nefese kalmıştım. Kalbim kim bilir dakikada kaç atıyordu o sırada. Meliha Hanım da doğruldu bu sırada. “Benim de başım ağrıdı böyle!” dedi.

Uzun beyaz yüzü terlemiş gibiydi. Bu kez de sağ ayağını ağaç kütüğünün üstüne koyup ellerini duvara koydu. Arkasına geçtim. Pardesü ve eteği engel oluyordu, “Şunları çıkartsana!” dediğimde, “Yap böyle, bir şey olmaz!” dedi. Pardesü ve eteğini kaldırdım. Sol ayağı yerde sağ ayağı kütüğün üstündeydi. Amını bu şekilde sunuyordu şimdi de. Yarağımı soktum alta doğru, duvardaki sağ elini alta atıp yarağımı kavradı. Amına sokmama yardımcı oldu. Yarağım yeniden amına girdiğinde elini duvara dayadı tekrar. Bu şekilde sikmeye başladım. Daha güçlü pompalıyordum.

Kocası karımı sikmek istemiş, bunu yapamamışsa da yarağını ağzına vermişti. Şimdiyse ben onun karısını küçük deponun içinde sikiyordum. Ne tarafından bakılsa garip bir durumdu, ama fazlasıyla zevkliydi. Meliha Hanım az önceki gibi inlemeye başlamıştı. Bir rüyada mıyım diye kendi kendime sordum, ama gerçekti her şeyiyle. Meliha Hanımın yanan amcığı yarağımı içine alıyordu boydan boya. Boşalmaya adım adım yaklaşıyordum.

Her şey iyi gidiyordu, ama birden deponun kapısı açıldığında ikimiz de neye uğradığımızı şaşırdık. Numan Bey karşımızda duruyordu. Meliha Hanım, “Numan!” diye küçük bir çığlık atarken ben çıkardım yarağımı amından. Numan Bey kapıyı tutmaya devam ediyordu, içeri girmek gibi bir niyeti yoktu. Anlamsız, garip bir şekilde hem bana hem karısına bakıyordu. Yarağım önümde sallanıp duruyordu. Meliha Hanım çoktan doğrulmuş, toparlanmıştı.

Sonunda Numan Bey, “Çık dışarı!” dedi karısına. Meliha Hanım yerde duran beyaz külotunu giymeden kıvırıp pardesünün cebine attı. Depodan çıkınca Numan Bey kapıyı sertçe kapattı. İçerde tek başıma kalmış, olayın şoku içindeydim. Adam karısını sikerken basmıştı beni, ama tek kelime etmemişti. Karısına bile sadece, “Çık dışarı!” demişti. Numan Bey gerçekten 46’lı biriydi anlaşılan, normal biri değildi.

Giyinip dışarı çıktım. Yarağım olayın şokuyla sönmüş, nerdeyse içe kaçmıştı. Ancak o noktaya geldikten sonra boşalmamak taşaklarımı ağrıttı. Bahçe kapısından mutfağa girdim. Hanife yemek hazırlıyordu. “Ne oldu, neyin var?” diye sordu. Olaydan haberi yoktu demek ki. “Neredeler?” diye sorduğumda, “Ne bileyim, şöyle şu taraftan geçip gittiler az önce!” dedi bahçeyi göstererek. Yavaş adımlarla yukarı çıktım. Yatak odalarının kapıları kapalıydı. İçerden fısıltılı konuşmalar geliyordu sadece. Nasıl bir yere gelmiştik böyle. Anlayamıyordum.

Yukarıya çıkıp banyoya girdim. Bir an önce boşalmam gerekiyordu. Soyunup 31 çekmeye başladım. Meliha Hanımı düşünerek boşalmam uzun sürmedi, hatta yarağım bile tam sertleşmemişti. Onun amına akması gereken döllerim giderden akıp gitti. Suyu açıp yıkandım, kurulanıp giyindim. Allak bullak bir haldeydim. Boşalmak bile üstümdeki gerginliği azaltmamıştı.

Kapıyı açtığımda karımı karşımda buldum. “Ne oldu be, neyin var?” dedi yine. “Yok bir şeyim, banyo yaptım, ne oldu?” dedim heyecanla. Karım başındaki siyah türbanının uçlarını çekiştirip, “Şey, Numan Bey seninle konuşmak istiyormuş!” dediğinde şaşırdım. “Niye, ne oldu?” dedim. “Ben ne bileyim, in aşağı konuş, yatak odasında seni bekliyormuş!” dedi. “Meliha Hanım nerde peki?” diye sorunca, “Kocasının yanında, nerde olacak!” dedi kızmış gibi.

Kendisi aşağı inerken bir süre daha orada kaldım. Derin derin birkaç nefes alıp indim basamakları. Yatak odasının kapısı kapalıydı. Ne olacaktı içerde? Adam beni çekip vuracak mıydı, yoksa siktirin gidin mi diyecekti? Meliha Hanımın yüzü nasıldı acaba? O neler hissediyordu?

Ne olacaksa olsun diyerek bildiğim birkaç duayı okuduktan sonra kapıya tıklayıp içeri girdim…

[Tahsin]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Lüks Villada Seks! (4) (Tahsin 38 Y., Samsun)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Yatak odaları evin en büyük odasıydı. Sadece yatak ve gardırop yoktu içerde. Bahçeye bakan camın önünde iki tane küçük tekli koltuk, ortalarında da bir sehpa vardı. Yatağın yan tarafında ise yatak olabilen ikili bir koltuk duruyordu. Odanın arka tarafında küçük bir giyinme odası ile büyük bir banyo vardı ayrıca. Büyük banyoda hem duşakabin hem de jakuzili bir küvet vardı.

Meliha Hanım ikili koltuğun sağ köşesinde oturuyordu. Bacak bacak üstüne atmış, dirseğini koltuğun koluna dayamış, yüzünü de eliyle kapatmıştı. Numan Bey hemen yanında oturuyordu. Meliha Hanım hiç istifini bozmadı, aynı şekilde oturmaya devam etti. Numan Bey ayağa kalkıp camın önündeki koltukları gösterdi oturmam için. Karşı karşıya tekli koltuklara oturduk, Meliha Hanım arkamızda kalmıştı.

50 yaşında, saçları gibi badem bıyığı da kırlaşmış, zayıf bir adamdı Numan Bey. Sol elini dizimin üstüne koyup, “Seni affediyorum!” dedi gülümseyerek. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Elini dizimin üstünde tutup bacağımı okşar gibi yaptı. Sonra da kulağıma eğilip fısıltıyla, “Hoşuna gitti mi?” dedi. Adamın normal olmadığı belliydi. Ben sessiz kalınca aynı soruyu tekrarladı. O zaman fısıltıyla, “Evet!” diyebildim.

“Güzel!” dedi elini çekip koltuğunda geriye yaslanarak. Parmaklarını birleştirip bir süre bana baktı gözünü kırpmadan. Süklüm püklüm oturuyordum. O an karıma yaptıklarını söyleyecek cesareti bulamadım kendimde. Hanife’nin gösterdiği tepk**en sonra söylememin de anlamı kalmamıştı zaten.

Yeniden öne doğru eğildi, elini dizime koydu tekrar. “Karın sana bir şeyler anlattı mı?” diye sordu. Başımı salladığımda, “Güzel!” dedi tekrar. Hemen ardından da, “Ben de karından memnun kaldım!” dedi. Hiç de samimi gelmeyen gülümsemesi vardı yüzünde bunu söylerken. Biraz daha öne doğru eğildi, elimi tutup, “O zaman ben senin karını, sen de benim karımı, anladın mı?” deyince kalbim küt küt atmaya başladı. Adamın sözleri karşısında bir an bayılacağımı sandım. “Ne diyorsunuz siz?” dediğimde, “Anlamadın mı yoksa?” dedi karşılık olarak.

“Yok, anladım, ama…” deyince, sözümü kesip, “Aması ne, açık açık söylüyorum işte. Sen benim karımı, ben de seninkini!” dedi eliyle de ‘sikmek’ anlamındaki herkesin bildiği hareketi yaparak. “Siz ciddi misiniz?” dediğimdeyse sorum onu rahatsız etmişe benziyordu. Sesini çıkartmadı. Onun yerine geriye dönüp sert bir sesle, “Meliha!” dedi. Meliha Hanım aynı şekilde oturmaya devam ediyordu o zamana kadar. Kocasının seslenmesiyle kalkıp yanına geldi. Ayakta duruyordu. Bana bakmıyordu, kızarmıştı yüzü.

Numan Bey başıyla bir hareket yapınca, pardesü ve eteğini kaldırdı yukarı. Küçük depoda yarı aydınlık yarı karanlık bir ortamda net göremediğim şey şimdi açık açık karşımdaydı. Meliha Hanımın süt gibi beyaz kalçaları, tertemiz tıraşlı amı önümde duruyordu. Görmeden siktiğim amı hafif kahverengi etli ve büyük dudaklara sahipti. Tüyden kıldan yana hiçbir şey yoktu bacaklarında ve kalçalarında. Dizlerinin altına gelen ince siyah çoraplar vardı ayağında.

Numan Bey yeniden bir işaret yapınca etrafında döndü. Şimdi götü karşımdaydı. Dolgun, beyaz göt yanakları iki yana ayrılmış gibiydi. Ortasında siyah derin bir yarık vardı. Yarağım sertleşmeye başlamıştı. Numan Bey karısının götünü avuçladı gülerek. Ardından da sert bir tokat attı götüne. Meliha Hanımın göt yanakları titredi bu tokatla, içerisi çınladı resmen. Ama kadından tek bir ses çıkmadı. “Geç otur!” dedi Numan Bey. Meliha Hanım ellerini çekti, pardesü ve eteği aşağı inerken aynı şekilde ikili koltuğa oturdu.

Numan Bey bacak bacak üstüne atıp, “Bu güzelliğin tadına doya doya varmak istiyorsan, sen de karınla konuş, onu ikna et, ikna etmekte zorlanacağını sanmıyorum zaten!” dedi. Ne diyeceğimi şaşırmıştım. Adam Hanife’yi sikecek, karşılığında ben de karısını sikecektim. Görüntüleri, yaşamları ile bu kadar zıt birilerini ilk defa görüyordum.

Daha sonra bir şey demeden yerinden kalktı. Yatağın yanındaki çekmeceyi açtı. Oradan bir miktar para alıp bana uzattı. “Al, bu senin. Daha fazlasını istiyorsan dediğimi yaparsın. Yapmazsan pılınızı pırtınızı toplayın siktirin gidin!” dedi sert bir sesle.

Parayı alıp tek kelime etmeden çıktım dışarı. Hanife mutfaktaydı. Allak bullak halimi görünce, “Ne oldu?” dedi telaşla. Hemen ardından da, “Yoksa kovdular mı bizi?” dedi sinirli ama ağlamaklı bir sesle. “Yok, kovmadılar!” dediğimde, “Ne oldu o zaman, söylesene!” dedi kolumu tutup. “Gel biraz, konuşalım seninle!” diyerek bahçeye çıkmasını istedim. Hanife peşimden bahçeye geldi, ağaçların arasında bir yere kadar yürüdüm. Bizi görmelerini, duymalarını istemiyordum.

Yanıma gelip, “Ne oldu be, deli misin, söylesene!” dedi. Cebimden parayı çıkarıp uzattım. Alıp saydı keyifle. 1000 liraydı. “Nerden aldın bunu?” diye sorunca, “Numan Bey verdi!” dedim. “Niye, ne için?” diye sordu merakla. Nasıl söylesem, nasıl söylesem diye daha fazla uzatmamın bir gereği yoktu. Pat diye gerçeği söylemek en iyisiydi. “Seni sikmek istiyormuş, onun için verdi!” dediğimde ağzı açık halde bakakaldı.

Derin bir nefes alıp, “Onun için verdi, seni sikmek istediğini söyledi, onun için çağırmış yanına!” dediğimde, “Tövbe tövbe, bu nasıl bir adammış böyle?” dedi. Ancak elindeki para onu mutlu etmişti. “Sen ne dedin?” diye sordu. Bir sigara yaktım, birkaç nefes çektikten sonra, “Söylesene, sen ne cevap verdin?” diye yeniden sordu. “Bir şey demedim. Sen zaten kararını vermişsin, ne yapıyorsan yap!” dediğimde küçük bir şaşkınlık yaşadı.

Ama kolayca geçti şaşkınlığı. “Elbet ya, ben biliyorum ne yapacağımı. Sana kalsa açlıktan nefesimiz kokacak!” dedi. Kendini Numan Beye siktirmeyi kafasına koymuştu bir kere. Ben ne desem de bunu yapacaktı. Onu sevdiği, beğendiği için değildi elbette, para için yapacaktı bunu.

“Ama başka bir şey daha var…” dediğimde, “Neymiş?” dedi. Parça parça konuşmam onu kızdırdı. Omzuma vurup, “Konuşsana be, dilini mi yuttun?” deyince, Ben de onun karısını sikecekmişim!” dedim. Hanife’nin yüzü garip bir hal aldı. Kekeleyerek, “Ne dedin?” diye sordu. Anlamamıştı sanki. “Ben de onun karısını sikecekmişim karşılık olarak. O seni sikecek, ben de Meliha Hanımı. Eğer kabul ediyorsanız edin, yoksa siktirin gidin dedi bana. Şartı buymuş!” dediğimde Hanife bir elini ağzına götürdü.

“Sen ne dedin?” diye sordu. “Bir şey demedim, ama kabul etmeyip de ne yapacağız?” dediğimde, “Seni parçalarım vallahi, öyle bir şey yaparsan seni gebertirim!” dedi. Kendisinin adamla sikişmesinde sorun yoktu, ama benim kadınla sikişmeme gelince delirdi. Koluma sertçe vurup, “Seni gebertirim öyle bir şey yaparsan!” dedi yine.

Ona Meliha Hanımı sikerken yakalandığımızı söyleyemezdim. Bunu bilmemesi en iyisiydi. “Geri zekalı, anlamadın herhalde? Adam sadece seni sikmek istemiyor. Benim de karısını sikmemi istiyor. Yoksa diyor, siktirin gidin. Anlamıyor musun, kafan basmıyor mu?” dedim öfkeyle. Sinirden deliye dönmüştü. Elindeki parayı sıkı sıkı tutuyordu. Öyle ki, (İstemiyorum, buradan gidelim!) diyeceğini sandım, ama yanıldım. “Bana bak, o karıya takıldığını, aklının gittiğini görmeyecem, öyle bir şey olursa seni gebertirim!” dedi dişlerini sıkarak.

“Ulan kancık, kıskançlığın mı tuttu şimdi?” dedim alay ederek. “Ben diyeceğimi dedim, aklın gönlün kaymasın sakın, yoksa seni gebertirim!” dedi yine. “E, sen adamla sikişirken iyi de, ben yaparken mi kötü?” dediğimde, “Salak, ben adamı seviyor muyum, para için yapıyorum, sen de başka türlü bir şey yapmayacaksın, anladın mı?” dedi öfkeyle. Ardından da parayı şalvarının kalın lastiğine sıkıştırıp eve doğru yürüdü.

Numan Beyin teklifini kabul etmiştik. Başka da yapacak bir şeyimiz yoktu zaten. Eve geçip odalarının kapısını çaldım. Numan Bey biraz sonra kapıyı açtı, yüzümden ne diyeceğimi anlamış gibi gülümsedi. Fısıltıyla, “Tamam, kabul ediyoruz!” dediğimde, elini omzuma koyup, “Aferin!” dedi sırıtarak. Sonra da bir şey demeden kapıyı kapattı.

Yeniden aşağı indim. Hanife yemeği pişirmiş, sandalyede oturuyordu. Yanına gittiğimde, “Nasıl olacakmış peki?” diye sordu. “Bilmiyorum, bir şey demedi. Teklifi kabul ediyoruz dedim, o da bir şey demedi. Bu adam normal biri değil Hanife. Ne gelenleri var ne gidenleri. Bunların da bir yere gittikleri yok. İlk karısı da kim bilir niye bırakmıştır bunu?” dediğimde, “Ne bileyim niye bırakmıştır. Umurumda da değil, ben alacağım paraya bakarım!” dedi.

“Hay sana da, parana da!” diyerek bahçeye çıktım. Havuzun yanına gittim. Su daha da azalmıştı. İçi yapraklarla, otlarla ve rüzgarın savurup getirdiği başka şeylerle dolmuştu. Bir sigara yakmış içiyordum. Dalmıştım ki arkamdan karımın da sesi geldi. Yanıma geldi çekine çekine. Yüzünün hali değişmişti. “Ne oldu?” diye sorduğumda, “Numan Bey beni çağırdı!” dedi. Yutkundum, “Bir şey dedi mi?” diye sordum. “Yok, Meliha Hanım merdivenin başından seslendi sadece!” dedi.

14 yıllık karım başka bir adamla sikişecekti. İkimiz de her şeyi kabul etmiştik. Bu saatten sonra da yapacak bir şeyimiz yoktu. Hanife şalvarının lastiğine sıkıştırdığı parayı bana uzattı. “Sende kalsın, düşürürüm falan!” dedi. Yukarı çıkarken en büyük korkusu parayı düşürüp kaybetmekti. Ben parayı alırken o arkasını dönüp gitti. Karımın götü çiçekli şalvarının altında sağa sola oynuyordu. Numan Bey ile sikişmeye giderken benim aklıma gelen sadece Hanife’nin götüydü…

Parayı cebime koydum. O yukarı giderken bir sigara daha yaktım. Ama daha bir nefes çekmişken, “Tahsin!” diyen Meliha Hanımın sesi ile irkildim. Bahçeye açılan kapının önündeydi, eliyle yanına gitmemi işaret etti. Sigarayı atıp yavaş adımlarla gittim yanına. Elimi tuttu, “Senden çok hoşlandım, senin de benden hoşlanmana sevindim!” dedi. Yanağımdan öptü, ardından da elimi tutup halen çıkartmadığı pardesüsünün altına soktu.

Elimin altında dolgun kalçasını hissedince ister istemez heyecanlandım. Bir süre elimi tutup kalçalarını okşamamı istedi. Ardından da, “Hadi yukarı gidelim!” dedi gülümseyerek. Bahçe kapısını ve dış kapıyı kilitlememi istedi öncesinde. Dediğini yaptıktan sonra elimden tutup merdivenlerden çıktık.

İkinci katın sahanlığında durup, “İçeri bakmak ister misin?” dedi kendi yatak odasını göstererek. İçerden ses seda gelmiyordu. Meliha Hanım izlemek isteyip istemediğimi sordu yeniden. “Hayır, yukarı gidelim!” dediğimde, “Tamam, sen bilirsin!” diyerek önüme düştü. Üçüncü kata çıktık. Bizim kaldığımız odaya girince Meliha Hanım kapıyı kilitledi. Pencerelerde kalın tüller vardı perde yerine. İçerisi yavaş yavaş çökmeye başlayan akşam nedeniyle hafiften loş bir hale bürünmüştü.

“Beni senin soymanı istiyorum!” dediğinde yutkuna yutkuna gittim yanına. Gülümseyerek bakıyordu bana. Başındaki büyük türbanı kendi açarken ben de pardesünün düğmelerini açtım tek tek. Altına siyah bir gömlekle siyah pileli uzun bir etek giymişti. Gömleğin düğmeleri memelerinin şişkinliği ile birlikte kopacakmış gibi gergindi. Pardesüyü çıkardım üstünden, sandalyenin üstüne koydum. O da başını açmıştı. Uzun, beline inen boyalı sarı saçları vardı. Böyle bir kadının saçlarının boyalı olması garibime gitti, ama garibime giden o kadar çok şey vardı ki, bu onların yanında önemsizdi.

Başı açık haliyle çok değişik ve farklı bir güzelliğe bürünmüştü Meliha Hanım. Teninin beyazlığı ve temizliği sarı saçları ile uyumluydu. Siyah gömleğinin düğmelerini açarken kendisi kollarını iki yana açmıştı. Düğmeleri açtığımda beyaz sutyeninin taşımakta zorlandığı şişkin memeleri göründü. Karım dantelli sutyenleri ve külotları olduğunu söylemişti, ama üzerinde alelade beyaz bir sutyen vardı. Küçük depoda çıkardığı beyaz külotu da pazar malı pamuklu külotlara benziyordu. Gömleği de tamamen açtığımda eteği ve sutyeni ile kaldı. Yine bir şey söylemeden gülümsemesine devam ediyordu.

“Arkanı dönsene!” dediğimde yavaşça döndü. Sutyenin izi sırtında çıkmıştı. Eti dolgun ve sıkıydı. Bu da sutyenin iz yapmasını kolaylaştırmıştı. Gergin ve kopacakmış gibi görünen kopçayı açmak için bir süre uğraşmam gerekti. Karımın sutyen kopçalarını zaman zaman kapatır, ya da açardım, ama bu kadar zorlanmazdım. Meliha Hanımın dolgun vücudu nedeniyle biraz zorlandım. Ama sonunda başardım.

Sutyenini tutup sandalyenin üstüne fırlattı, benden yana döndü. Memeleri çıplak halde karşımdaydı. Karımınkilerden daha büyük daha beyaz ve uçları daha etli, pembeydi. Müthiş bir güzellikti bu. Pembe meme başları biraz tomurcuklanmış gibiydi. Bembeyaz biçimli ve yuvarlak karnının ortasında minik bir delikten ibaretti göbeği.

Yarağım kot pantolonun altında hareketlenmeye, oynamaya başlamıştı kendi kendine. Depoda tamamlayamadığım işi şimdi yatakta, üstelik karımın yatağında tamamlayacaktım. Ancak 31 çektiğim için yarağım kalkacak mıydı yeniden? Meliha Hanıma mahcup mu olacaktım yoksa? Kafam bu sorularla doluydu, halimi anlamış olmalıydı ki, “Neyin var, niye böyle düşüncelisin?” diye sordu.

Cevap vermek yerine eteğini lastiklerinden tutup indirdim. Aşağıda kocasının yanında kısa bir süre gördüğüm tıraşlı etli amı santimlerle karşımdaydı. Diz altına gelen ince siyah çoraplarını çıkardığımda anadan doğma bir hale gelmişti sonunda. Cevap vermemi beklemeden yatağın üstündeki örtüyü ve altındaki kalın battaniyeyi açtı.

Yatağa uzanırken, “Hadi, sen de soyunsana!” dedi. Üstümdekileri çıkartırken gözlerini bir an olsun üstümden ayırmadı. Külotumu indirip yarağım ortaya çıktığında gözleri aşağı kaydı. “Hımmm!” dedi dudaklarında belli belirsiz bir gülümsemeyle. Bunun ne anlama geldiğini anlayamadım. Tamamen çıplak kaldığımda yanına uzandım. Ancak aklım halen yarağımın kalkıp kalkmayacağındaydı. Bu hali ile onu sikemezdim.

Omzuma koydu sağ elini, “Neyin var, nedir bu halin?” deyince meseleyi anlattım. Dudaklarımın kenarına bir öpücük kondurup, “Genç ve güçlü bir erkeksin, yeniden ereksiyon olmana engel bir durum yok. Hatta boşalmış olman daha iyi, erkenden boşalmanı önlemiş olur!” dedi. Bunları söylerken omzumdaki eli yarağıma kaymış, onu kavramıştı. “Hadi şöyle uzan!” dedi.

Heyecandan her yanım zangır zangır titriyordu. Hanife aşağıda ne yapıyordu? Numan Bey sikmeye başlamış mıydı, yoksa sevişme aşamasında mıydılar? Acaba o da beni düşünüyor muydu? Meliha Hanımın aşağı kayıp dizlerinin üstünde çömeldiğini ve yarağımı emmeye başladığını fark etmem gecikti bu düşünceler nedeniyle.

Sol eli karnımda, kalçalarımda gezerken sağ eliyle taşaklarımı tutmuş, yarağımın kafasını etli pembe dudaklarının arasına almıştı.

[Tahsin]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ensest isterken teyzemin kızında buldum

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ensest ilişkiye kesinlikle karşı olmayan biriyim. Ablam olsa her gün çatır çutur sikerim kısaca. Sizlere teyzemin kızıyla yaptığım ensest sexi anlatayım. Öncelikle olayın nasıl başladığından bahsetmem gerek sanırım. Teyzemin kızıyla başlayan ateşli saatlerin başlangıcını, olay anını ve olaydan sonra olanları da anlatmakta fayda var. İyi okumalar…

Bir gün geldi ve ben bunu aldım ele. Çatır çutur içine ağzına götüne neresi varsa girdim. İlk başta direndi ama sonrasında dahada sik dahada sik diye bağırmaya başladı. Kış günü teyzemlerle beraber evde oturmuş hoş beş muhabbet derken baya gülüp eğlenmiştik. Buse bana ilk defa bir kadın gibi gelmişti o gece bakışlarımla onu sikmiştim resmen. O da bunu anladı ki bazen utangaç bakışlarla beni kesiyordu. İlerleyen saatlerde annemler ve teyzemler komşumuzun rahatsız olduğunu söyleyerek ziyarete gidelim diye teklif ettiler. Ben yorgunum kusura bakmayın televizyon izleyeceğim dedim. Busede bende ders çalışırım dedi ikimiz kalmıştık evde.

Aradan yarım saat geçmişti ki şu kızı bir yoklayim bana karşı boş mu dolumu anlarız dedim. Odaya girdiğimde tedirginliği okunuyordu gözlerinden, yanına oturdum saçlarına dokundum Buse ne kadar büyümüşsün kız vücudun gelişmiş falan dedim. O da sağol abi dedi ama bir yandan da benden uzaklaşıyordu. Benim iyicene gözüm dönmüştü. Dur seni bir öpim dedim yanağına doğru uzandım ve birden dudaklarına yapıştım. Elimden kurtulmaya çalışıyordu ama bunu başaramıyordu. Ben iyicene kızı zorlamaya başladım üzerindeki kazağı çıkarmaya çalışıyordum. Ama Busede benden kurtulmaya çalışıyordu. Bağırmak istiyor ama bağıramıyordu. Çünkü onun adı çıkacaktı. Kazağı çıkarmayı başarmıştım, Göğüslerini yalamya koyuldum bu bir yandan bana engel oluyor eliyle yüzümü tırnaklıyordu. Ayağa kalkıp ona öyle bir tokat attım ki görmeniz lazımdı. Gözlerinden yaş geldi. Uslu dur sikip bırakacağım seni, yoksa beni sik diye bana yalvardı derim adını çıkartırım senin dedim.

Abi yapma ben bakireyim bana kıyma dedi. Acıdım bende, tamam o zaman sadece götten sikecem ve bana engel olursan adını çıkartırım dedim. Tamam dedi. Sikimi çıkardım ve yalamasını emrettim. Yalıyordu ama çok acemiceydi. Zevk almıyorum desem yeriydi o kadar sapıtmıştım ki o birkaç dakika yalaması bile benim sikimi kazık gibi yapmasına yetmişti. Altındaki eşofmanı çıkardım bunu çekyatın üzerine domalttım ve kalçalarını araladım. Biraz amcığını götün yaladıktan sonra kara incisine girmemin zamanının geldiğini söyledim. Kasıyordu kendisini kasarsan canın çok acır kendini rahat bırakmalısın dedim. Bu arada üzerine doğru yüklendim sikim girmiyordu.

Ben acı çekmeye başladım zorluyordum, benim yarrağımın başı ağrımaya başlamıştı. Suratına tokat attım rahat bırak kasma kendini diye bağırdım. Kendini bırakır bırakmaz içine girmiştim. O anda bir çığlık attı ve ağlıyordu. Bende sıkılmıştım bu işten bir an önce boşalmalıydım tempomu arttırmaya başladım artık zevke gelmiştim iniltiler içerisinde boşalmaya başlamıştım. Götünün derinliklerini döllerimle doldurdum.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Karım değişti…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Altı yıllık evliyim ve karımı çok seviyorum. İşim gereği belirli aralıklarla evimden ve Gül’den uzak kalıyor, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde hasret dolu günler geçiriyorum. Eşimle deliler gibi sevişerek evlendik. Doğrusunu söylemek gerekirse karım Gül seks yaptığım ilk kadındır.

Onunla fakülteye dayanan, uzunca süren bir arkadaşlığımız vardı. Fakültede okuduğumuz yıllarda başlayan dostluğumuz, zaman içinde tutkulu bir aşka dönüşünce, Gül o güzel cinselliğini, dar kutusunu çekinmeden bana vermişti. Peşi sıra da evlenip öğrencilikle aile sorumluluğunu bir arada götürmeye çalışmıştık.

Ancak eşim bir süre sonra öğrenimini yarım bırakarak evle ilgilenmeye başladı. Dediğim gibi ben sık sık iş seyahatlerine çıkmaya başlayınca eşim Gül buna tepki göstermiş, zaman içerisinde de olayı kabullenip ses çıkarmaz olmuştu. İlk tepkisinin aksine, hiç tepki göstermemesi beni şaşırttı açıkçası…

Gerçekten de üzülmek, surat asıp huzursuz olmak bir yana, adeta sevinir olmuş, iş gezisine çıkmamı sabırsızlıkla bekler bir hava takınmaya başlamıştı. Önceleri buna bir mana verememiştim, ama bir iş dönüşü eşimi salonda çırılçıplak oturur bulunca daha değişik şeyler düşünmeye başladım. Üstelik salonda yoğun bir sigara kokusu vardı.

Hoş beşten sonra, bir sigara yakmak için sehpadaki pakete uzandığımda kül tablasında rujlu izmaritlerin yanı sıra rujsuz ve ayrı marka izmaritleri görünce birden eşimin beni aldattığından şüphelenmeye başladım. “Aldatılma” gibi bir düşünce anlık da olsa beynimden geçince inanamadığım bir şey oldu.

Penisim olanca çabukluğu ile dikilip sertleşti ve pantolonumu zorlayıp adeta fermuarı parçalarcasına eşimin deliğine girmek için çırpınmaya başladı. Nefesimin tutulduğunu, soluk almakta güçlük çektiğimi fark eden eşimin meraklı gözleri önüme takıldı.

Hatırı sayılır büyüklüğe erişen kabarıklığı görünce gülümsedi, çırılçıplak, yumuşak, bembeyaz bedeniyle kıvırarak yanıma geldi… Bacaklarının, kalçalarının dolgunluğu artmış, kıçı daha da yuvarlaklaşmış, memeleri daha bir dikleşmiş, daha bir sertleşmişti sanki… Yüzündeki sevimli ama seksi ifade karşısında bir an boşalacağımı sandım. Onun başka biriyle sikiştiği düşüncesi beni bir anda tahrik etmiş, onun ateşli kıvraklığı karşısında penisimi kontrol edemez olmuştum.

Karım cilvelenerek, kıçını oynatarak, memelerini sallayarak kucağıma oturdu… Bir süre kıçıyla penisime basınç yapıp, oturup kalkmaya başladı. Peşi sıra iri götünü daireler çizerek çevirmeye başladı. Sanki kumaşın altındaki irileşen sikimi yaptığı büyülü bir seks dansı ile nemli, küçük deliğine çekecek, pantolonumu parçalayan aletim yuvasına giren bir piston gibi, gürültüler, çılgın sesler çıkararak deliğine kendi kendine yerleşiverecekti…

Beni deli etmeye çalışır bir edayla kıçını dönerek kucağıma yeniden yerleşti… Kıçındaki mor çürükleri, o güzel yuvarlakları sıkan, beyazlıkları morartan parmak izlerini görünce, aldatılmak düşüncesine kesinlikle inanmaya başladım.

Bu düşünce beni daha da tahrik etmişti. Dikkatlice bakınca belinde, memelerinin yanında, omuz başında ve sağ kalçasında da iri birer çürük daha görünce bu güzel, diri bedeni bu hale getiren şahsı ve elleri şiddetle kıskanmaya başladım…

Belli ki eşim yokluğumda birisiyle sikişmiş, benim aniden eve dönmem karşısında giyinmeye bile vakit bulamadan, morarmış, terli, çırılçıplak vücudu ile ve evdeki hiçbir izi yok edemeden kalakalmıştı. Kime vermişti bilmiyorum ama, sikiştiği kişi ile ateşli bir birleşme yaşamışlar, hoyratça sevişmişler, erkeği onun bedenini acımasızca hırpalamıştı.

Sanırım erkeğin bedeni de çürüklerle, tırnak çizikleriyle dolmuştu. Eşimin ne kadar ateşli birleştiğini, orgazma doğru nasıl kendini kaybedip çırpınmaya, debelenmeye başladığını, şuursuzca çığlıklar atıp, bas bas bağırdığını bildiğim için, adamın nasıl zevk aldığını, eşimin bacaklarının arasına nasıl fışkırttığını, neden onu böylesine hırpaladığını tahmin etmem hiç de zor değildi…

Gül, orgazm öncesi heyecanı doruklara yükselirken ne dediğini bilmez bir halde sesler çıkartır, aldığı zevki, çıkardığı sesler ve çığlıklarla benimle paylaşırdı… Arkası bana dönük, ata biner gibi kucağımda oturur ve kıçını sağa sola kıvırırken attığı feryatları belleğimde canlanıverdi.

“Oh! Daha… Daha…”

“Derine sok… Dibine kadar…”

“Ah, çıkma… Hayır, çıkartma…”

“Tanrım, deliriyorum, Tanrım…”

“Kalbim duracak, dur yavaşla biraz… Yapma… Oh”

“Beni bırakma… Evet, evet…”

“Hayır, dur yapma… Hayır…”

“Kıçımdan, evet kıçımdan… İşte tam oradan…”

“Sok hadi, sok durma…”

Gül kıçını çevirmesini hızlandırınca elimi beş adet parmağın morarttığı el izine atıp, ayı yerden olanca gücümle sıkmaya başladım. Yumuşak kıçı, beyaz cildi avcumda ezilip, uzadı. Zevkle karışık derin bir “Oh” çekti… Onun çığlıkları yeniden hayalimde sıralanmaya başladı.

“Yapma. Canımı yakıyorsun”

“Canım yanıyor, biraz krem sür lütfen…”

“İçimden hiç çıkma, asla ayrılma…”

“Oh, içime fışkırt…”

“Tanrım, içime fışkırıyor, evet… Evet…”

“Seni emmek istiyorum…”

“Emzirt bana…”

“Hayır, sakın çekme… Senin sütünü istiyorum…”

Eşimin morarmış, dolgun, etli bedeninin sıcaklığı, kıçının aletime yaptığı basınç, beni aldattığı adamla çiftleşmesinin hayalleri, sikiş anılarımız bir araya gelince, doruktaki heyecanım yerini manyak bir orgazma, dizginlenemez bir fışkırmaya bırakıverdi aniden… Ne olduğunu anlamadan ve asla böylesine bir orgazm yaşadığımı hatırlamadan pantolonuma attırmaya başlamıştım.

Eşim kucağımdan inip aralık bacaklarımın önünde diz çöktü ve kıpkırmızı, şehvetten gerginleşmiş bir yüzle pantolonumdan dışarı sızan bellerimi yalamaya, emip yutmaya başladı. Öyle bir arzu ile, öyle bir iştahla yutuyordu ki, yeniden direk gibi oldum, sikimin bütün damarları yeniden kabardı, aletim iri bir balon gibi şişiverdi…

Gül bu kabarıklığı dişliyor, kumaşla birlikte ağzına almaya çalışıyor, ucunu bulup, sızan beyaz sperm parçacıklarını diliyle titreterek yalıyordu… Yeniden boşalabilirdim ama bu sefer spermlerimi içine fışkırtmak, sütümü sıcak deliğinin içine sağmak istiyordum.

Eşim, hızla ıslak kumaşım fermuarını aralayıp, iki eliyle kavradığı yapış yapış sikimi dışarıya çıkardı ve sağ eliyle dibinden sıkıp şişirdiği ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi. Bir an duralayıp gözlerini yüzüme dikti ve sikimin dibini daha yüksek bir basınçla sıkıp, son haddine kadar şişirdi. Sikim avurtlarına basınç yapmaya, ağız boşluğunda ezilip, içine sığmaz hale gelmeye başladı.

Beklemediğim bir hamle ile, müthiş bir vakumla penisimi ağzının içine doğru çekti. Koca yarak büyük bir hızla ağzına, boğazına doğru kayıverdi. Eşim mırıltılı sesler çıkarmaya başlayınca, boğazına dayandığımı anlamıştım, ama bir iki vakum daha yapınca boğazının darlığının sikimi lastik gibi sardığını hissettim.

Şu anda kasık tüylerime kadar onun ağzına girmiştim… Birkaç saniye öyle tuttu ve derhal ağzından dışarıya çıkarttı, gözleri irileşmiş, zorlanma nedeniyle yaşarmıştı. Birkaç derin soluktan sonra yeniden ağzına soktu ve dibine kadar yutuverdi. Sanki gerçekten de yutmaya, kopartmaya çalışıyordu…

Dört beş sokup çıkartmadan sonra boşalacağımı anladım ve bir terslik olmaması için daha içeriye almasına izin vermedim… Gül de olacakları anlamış, üç-dört santimlik ucunu emmeye, kemirmeye başlamıştı… İkinci defa boşalıyordum. Eğer birkaç kez daha dilini, dudağını ya da parmağını değdirirse güçlü bir volkan patlaması gibi fışkıracaktım.

Anlaşılan o da bunu arzu ediyor olmalı ki, dudaklarını büyük bir “O” yaparak aralayabildiği kadar araladı. İki elini yumruk yaparak kavradığı sikimi deliler gibi aşağı yukarı çekiştirip, sütümü sağmaya başladı. Sikim ellerinin arasında kocaman olup titremeye başlayınca, ağlamaklı bir yüz ifadesiyle, pembeleşen yüzünü buruşturarak,

“Tanrım, fışkıracak… Geliyor… Geliyor!” diye bağırdı.

Gerçekten de ayak parmaklarımın uçları sızlayarak, iliklerim çekilerek, sikim tir tir titreyerek ağzına fışkırmaya başladım. İlk iri ve bembeyaz damla tam isabetle ağız boşluğunda kayboldu. İkincisi de yerini bulunca dudağını kapatıp yutkundu. Bu sırada diğer damlalar kapalı, pembe dudaklarına yapışıp çenesine doğru akmaya başladı.

Sersemlemiş bir halde, onun da orgazm olduğunu anladım. Tüm vücudu titriyor, her yeri kasılıyordu. Zangırdayan ellerini halsizce sikime uzatıp ucunu dudaklarının arasına yerleştirdi, sıkıca kapatıp ağzına hapsetti… Şimdi fışkıran damlalar, beller ağzına boşalıyor, oradan boğazına akıyordu.

Öylesine bir iştah ve çabuklukla emiyordu ki, beni kurutacağını sandım. Yaptığı her vakumda avurtları çöküyor, adeta iki yanağı birleşiyordu. Daha fazla dayanamadım, her yer kararmaya başladı. Koltuğa doğru yıkıldım…

O haftayı evden çıkmadan geçirdik. Pazartesi günü yeni bir iş seyahati bahanesiyle evden ayrıldım. Amacım ben uzaklaşınca neler olacağını görmekti. Gözden ırak, sote bir yere saklanıp evi gözlemeye başladım.

Az sonra karım dışarıya çıktı. Giyinmiş, süslenmişti. Arabasına bindi ve şehrin dış mahallelerine doğru yola koyuldu. Hemen uzaktan izlemeye başladım. Bir inşaatın önünde durup beklemeye başladı. Merak etmiştim ama uzun sürmedi.

İri kıyım bir amele inşaatın dış kapısında belirdi ve acele adımlarla arabaya yöneldi, ön kapıyı açıp eşimin yanına oturdu. Kendi arabamı onlardan biraz uzaktaki çalıların arkasına çekmiş, onları rahatça görebileceğim şekilde park etmiştim.

Karım adamın kucağına doğru eğildi, adam da geriye doğru yaslandı. Çevrede bu inşaattan başka bir yaşam belirtisi yoktu… Adam inlemeye, acı ile yüzünü buruşturmaya başlayınca emildiğini anladım, Gül adamın sikini emiyordu. Amele geriye doğru yay gibi kıvrıldı, vücudunun kasıldığı buradan belli oluyordu. Sonra ellerini sağa sola savurmaya başladı, belli ki eşim onunkini getirmiş, ağzına boşaltıyordu.

Amele rahatlayınca karım doğruldu, kağıt mendile dudaklarını sildi, aynaya bakarak saçlarını düzeltti. Bu sırada adam arabadan inip inşaata girmişti. Biraz sonra, amele peşi sıra, daha çirkince ama daha iri kıyım bir tiple birlikte dışarı çıktı ve aynı şekilde karımın yanına oturdu.

Titreyerek olanları izliyor, müthiş bir arzu duyuyordum. Yaşadığım sürece tahrik olamayacağım kadar tahrik olmuştum… Adam karımın kucağına doğru eğilirken karım, bacaklarını karnına doğru çekti, kıçını yükseltip, kadınlığını iyice açtı. Bacaklarını da aralamıştı.

Adam yüzünü karımın bacak arasına yerleştirip yalamaya başladı. Karımın çırpınmaları ve çığlıkları hemen boşalmaya başladığını gösteriyordu ama adam karımı fazla yalamadı. Zorlukla kucağına alıp, am, göt, bacak, kalça meydanda inşaata soktu.

Hemen açık pencerelerden birine yöneldim. Fırsatını bulup içeri girmeli, onları seyretmeliydim. Bereket bu fırsatı da buldum. Karımı henüz tamamlanmamış bir odaya sokmuşlar, üzerindekileri çıkartıyorlardı.

Eşim zevkten, heyecandan perişan görünüyor, ayakta zor duruyordu. Zangır zangır titreyen bacaklarına sarılıp düşmesini engellediler… Gül, sevgili karım, iki amelenin yüzünü okşuyor, “Sevgilim, sevgilim” diyerek inliyordu. İki amele tarafından sikilmeyi beklerken heyecanını yenemiyor, onun bu hali beni de heyecanlandırıyordu.

Hiç eşiniz sizi aldattı mı, hiç eşiniz gözlerinizin önünde başkaları tarafından sikildi mi, bilmiyorum ama böyle bir sahne, kıskançlık, öfke gibi duyguların yanında erkeği müthiş etkileyebiliyor, duyamayacağı heyecanları da yaşatıyor…

Gül’ün önüne ve arkasına çöken iki amele, onun göt deliğini ve amını yalarken attığı çığlıkları, boş duvarlarda yankı bulan haykırışları, sikimi taşa çevirdi, çimentodan bir kalıba döndürmeye yetti de arttı bile.

Özellikle göt deliğini yalayan adam, karımın kıçını resmen yiyor, deliğinin içine başını sokmaya çalışıyordu. İyice büzdüğü dudaklarıyla anüsünü içine çekiyor, emmenin basıncıyla küçük büzük lastik gibi uzuyor, tükürükten ve kendi oluşturduğu ter, salgı arası sıvıdan pırıl pırıl parlıyordu. Amele dişleri ile küçük ısırıklar atmaya başlayınca geri kaçıracağını sandığım kıçını,

“Ah, evet… Parçala sevgilim, evet… Evet…” diye geriye, adamın ağzına yaslayıverdi.

Onu kıçından sikmek için ne kadar uğraşmıştım, aylarca bana götünü teslim etmemişti, ama şimdi hiç tanımadığı bir adama sunuyor, bana vermediği tavırlarla ona veriyordu.

Önündeki amele yalamayı kesip, amının dudakları ile oynamaya, parmaklarını deliğe sokup çıkartmaya başladığı zaman karım kapıp koyuverdi. Yırtınıyor, tecavüze uğrayan yeni yetme bir kız çocuğu gibi bar bar bağırıyor, çırpınıp kıvranıyor, zevkten ağlıyordu.

Önündeki amelenin üzerine atılıp sikini yakaladı ve adamı sikinden çekip kaldırarak, iriliği anlatılmaz yarağı önüne sokmaya çalıştı. Yarak deliğe girmekte zorlanıyor, karım dibinden tuttuğu siki içine doğru çektikçe, ittirdikçe, adam da iki elini kullanarak onun amını lastik top gibi açmaya, girmeyi kolaylaştırmaya çalışıyordu.

Ucu girmişti ki, karım sarılmaya başladı, yeniden bağırmaya, yırtınmaya başlayınca orgazmın daha şiddetli olduğunu anladım ve elimi sikime attım… Adam da karımın deliğine tam sokamadan haykırarak boşalmaya, fışkırmaya başladı.

İkisi de boşalırken birleşmeye çalışıyor, karım onu kıçından tutup kendine çekerken, amele karımın mengene gibi sıktığı ince belini bırakmıyor, onun vücudunu kendi vücuduna yapıştırıyordu. Eşimin güzel memeleri amelenin kıllı göğsünde ezilirken, adamınki de içeri giremiyor, yay gibi bükülüp, fışkırmaya devam ediyordu. Muhallebi gibi beyaz renkli yoğun spermler, damla damla karımın amından aşağı süzülüyor, adamın sikinden kasıklarına doğru akıyordu.

Bu müthiş bir şeydi, oraya koşup onlara katılmak, akan belleri elimle alıp tadına bakmak, karıma tattırmak, kalanını da onun yumuşak bedenine yaymak istiyor, bunu yapabilmek için çıldırıyordum. Adam boşaldığı halde, karım onu bırakmıyor, hala sikine yükleniyor, lastik cop gibi bükülen aleti almaya çalışıyordu…

Arkadaki amele akan bellerle kremlediği göt deliğine girmeye çalışırken daha fazla dayanamayıp, elime aldığım sikimi titreterek sağmaya başladım, bir-iki çekişten sonra duvarlara doğru attırırken karım götüne giren yarağın zevk ve acısıyla yere düşmemek için önündeki diğer ameleye sarılıyordu…

Biraz sonra ikisi de haykırarak boşaldılar. Karım adamlara teşekkür edip toparlanmaya başladığında ben de apar topar arabama geri dönmüştüm. Bir süre oturup olan biteni kafamın içinde tarttım.

Karımın iki amele tarafından sikilirken aldığı müthiş zevk gözümün önünden gitmiyordu. Ve benim onları seyrederken yaşadıklarım… Daha olayın ilk kokusunu aldığımda geçirdiğim büyük şok, bembeyaz tenindeki çürük izlerini görünce nasıl istemsizce, çılgın gibi tahrik olduğum…

Yerimden kalkıp arabamın kapılarını kilitledim, karımın arabasına gittim hızla… Yanında durup karımın çıkmasını bekledim. Fazla beklememe gerek kalmadı, yanında iki sikicisiyle beraber dışarıya çıktı karım… İkisinin de dudaklarına birer öpücük kondurup arabaya yöneldiğinde beni gördü. Donup kaldı. Gözleri şaşkınlıktan faltaşı gibi açılmıştı.

“Sen? Ne… Ne işin var burada senin?” diye kekeledi o şaşkınlıkla… Kollarımı açıp sevgili karıma sarıldım sımsıkı… Kabarmış önümü karımın kasıklarına bastırıp ne hissettiğimi ona anlatmaya çalıştım. Olabildiğince yumuşak, güleç bir yüzle,

“Senin ne işin varsa benim de nedenim aynı karıcığım…” dedim. “Hadi geç arka koltuğa da evimize gidelim.” Karım şaşkınlığı tavan yapmış, robot gibi arabasının kapısına yönelirken bizi merakla izleyen iki ameleye döndüm,

“Beyler, şaşırdınız biliyorum ama, hadi hep beraber bizim eve gidelim. Karımla inşaat işlerinizi bitirirken ben de size bakayım, öğreneyim.” dedim.

Hala birbirlerine ve bana bakıp duruyorlardı. Güvensizlik vardı yüzlerinde, soru işaretleriyle doluydu yüzleri… Cüzdanımı çıkarıp bir kaç tane yüzlük çıkardım,

“Yevmiyeleriniz peşin, merak etmeyin. Korkmanıza gerek yok, bana güvenin. Hadi siz de arka koltuğa, karımın iki yanına geçin bakayım.”

Onlar işi anlamış, karımın iki yanına geçip otururken ben de şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdım. Daha hareket etmeden ikiz aynasından baktığımda karımı aralarına almışlar, biri memelerine, biri bacaklarına dalmışlardı…

Karımla dikiz aynasında gözgöze geldik. Göz kırptım ona… Gaza basarken amelenin biri pos bıyıklarıyla karımın körpe dudaklarına yumuldu. Anlaşılan eve kadar zor dayanacaktı bu azgın herifler…
ALINTIDIR…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32