Bir Pasifin Anıları: İlk Sakso Çekişim! (Alp 24 Y., İzmir)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ass

Merhabalar, ismim Alp. 24 yaşında bir gencim. İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, nezih bir semtte büyümüş birisiyim. Ailem de gayet fikirlerime açık, bireyselliğe önem veren ve benim kararlarıma her zaman saygı duyan bir aile oldu. O yüzden böyle bir aileye ve böyle bir çevreye sahip olmak, Türkiye’de yaşayan bir eşcinsel için çok büyük bir artı. Türkiye’deki eşcinsel bireylerin çoğu aile ve çevre baskısı yüzünden bu yönelimlerini asla açıklayamıyor ve bu yüzden kapkaranlık bir hayat geçirmek zorunda kalıyorlar. Benim ilk büyük şansım buydu.

İkinci olarak da, böyle bir yönelimim olduğunu çok erken yaşlarda fark ettim. Evimizde bulunan kitaplıkta ilgimi çeken biyoloji ve cinsellik üzerine olan kitapları sürekli okurdum. Erken yaşlarda kendime bir cinsel kimlik kazandırmak gibi bir gayem yoktu tabii ki, sadece bazı şeyleri öğrenmek istiyordum. Bu sırada da etrafımdaki insanların gelişimini gözlemliyordum. Kız arkadaşlarımın yeni yeni tomurcuklanan göğüsleri, büyük kadınların vücut hatları ve penisler. İlk saydığım iki şeyi gözlemlemek nispeten daha kolaydı. Yaz aylarında plajlarda bikinili kızlar sayesinde veya normal kıyafetlerin altından bile belli olan göğüs hatları sayesinde kadınların vücudunu çok iyi gözlemleyebiliyordum.

Gözlemleyemediğim tek bir şey vardı… Penis, o ana kadar bana çok yabancı bir şeydi. Görebildiğim sadece kendi penisim olduğu için bir yorum yapamıyordum. Ufak göğüs, büyük göğüs, sarkık göğüs, dik göğüs gibi türlü türlü göğüs hatları olduğu için; penislerin de böyle farklı olup olamayacağını düşünüyordum. Tabii penisleri pantolon veya şorttan gözlemlemek imkansıza yakın olduğu için, bunu sadece çıplak bir biçimde görerek gözlemleyebilirdim.

Bir haftasonu evde tek olduğum bir anda bilgisayara girip bunu araştırmak aklıma geldi. Acaba bilgisayarda bunun fotoğraflarını bulabilir miydim? İnternete bağlandım ve biraz araştırma yaptım. İlk bulabildiğim görseller genellikle biyoloji için uyarlanmış tasarım penis modelleriydi. Benim görmek istediğim gibi olanları birkaç saatlik araştırma sonucunda bulabilmiştim. Ve o an, pornoyla ilk tanıştığım andı. Girdiğim sitede birçok farklı porno videosu vardı ve sırayla hepsini izlemeye başlamıştım. Bunların bir zevk ya da tatmin için izlendiğini bilmediğim için, karşısına geçiyor ve saatlerce film izler gibi izliyordum.

O an anlamıştım penislerin de farklılıklarının olduğunu. Büyük, küçük, kalın, ince, beyaz, esmer, siyah… Türlü türlü birçok penis görmüştüm. Tabii benim kendimi fark etmem, bir kadınla yatıp sonra ondan zevk almadığımı anlayınca tercihimi değiştirmek değildi. Ben gayet bilinçli bir şekilde kararımı ufak yaştan itibaren vermiştim. Erkekler bana daha çekici, daha hoş, daha güzel gözüküyordu. Tabii ilk başta cinsellik ile alakalı bilgi eksik olduğu için, bir erkeğe en fazla hayranlık duyabiliyordum. Bir erkekle cinsel bir birliktelik yaşamak fikri de izlediğim bir eşcinsel erkek pornosuyla birlikte oldu.

Araştırma serüvenim Lise 2. sınıfa kadar sürmüştü. 16 yaşında bir bireydim artık ve çizgilerim kesindi. Kendimden iyice emin olmuştum. Tabii o an kendimden emin olmamı sağlayan bir şey olmuştu. Bir hemcinsime aşık olmuştum! Lise 2. sınıfta tanıştığım Okan isimli bir çocuğa duyduğum hislerle birlikte artık tamamen kendimden emindim.

Kendimi asla tam olarak gay, heteroseksüel, biseksüel, aseksüel vs. gibi kavramlarla tanımlamadım. Hayatım boyunca her zaman kendimi kalıplara sokmaktan kaçtım. Ben eğer o andan zevk duyuyorsam, bir kadınla da öpüşürdüm, bir kadınla da yatardım, keçiören escort bir erkeğe de aşık olurdum. Kendimi kesin bir tanıma sokmak istemedim hiçbir zaman.

Lise 2. sınıfta, 1.75 boyunda, beyaz tenli, tüysüz, 68 kiloda bir gençtim. Saçlarım sarı, gözleri yeşil olan ben; her gün okula giderken çok fazla kendine dikkat eden birisi olarak hazırlanırdım. Makyaj yapmak ve kadın kıyafetleri giymek gibi şeyleri yapmıyordum, ama tabii ki bu benim için tercih meselesiydi. İleride bir gün rahat rahat giyip, rahat rahat makyaj da yapabilirdim. Nitekim yaptım da!

Normalde ideal kilom 65 olmasına rağmen ben kendimi hep 68-69 kilogram civarında tutardım. O göbek yapmayan, ama hafifçe eti dolgunlaştıran o fazla 3-4 kilo gerçekten vücudumu istediğim gibi tutuyordu. Tüysüz ve dolgun bacaklar, çıkık ve iri bir popo ve hafif bir memeye sahip oluyordum böylece, ama asla kendini salıp göbek yapan bir tipe dönüşmüyordum. Hiçbir zaman ağırlık çalışmalı sporlar yapmamıştım. Etim bir bebeğinki kadar yumuşaktı. Yaptığım sporlar genellikle pilates, squat, açma-germe ve esneme tarzındaki sporlardı.

Okan ile aramdaki ilişkiye geri dönecek olursak, Okan asla benim hayatımda olmadı. Okan benim için sadece platonik bir aşktı, ama Okan’ın tek önemi, beni kendimden emin bir duruma getirmesiydi. Bu durumdan sonra artık aileme bunu anlatma vakti gelmişti. Bir akşam yemek sonrası çaylarımızı almış salonumuzda otururken, ben konuya girdim. Düşüncelerimi, fikirlerimi ve isteklerimi anlattım. Ailem beni sonuna kadar dinledi ve ben konuşmamı bitirince uzun bir süre sessizlik oldu. Aileme artık böyle düşündüğümü, böyle bir yönelimimin olduğunu anlatmıştım ve topu onlara atmıştım.

Babam, “Biz bunun için bir şey diyemeyiz. Sonuçta bu değiştirebilecek bir şey değil, senin hayatın. Umarım bundan pişman olmazsın.” dedi. Babamdan biraz kızmasını, hatta daha da sert davranmasını bekliyordum, fakat babamdan beklediğim tepki annemden geldi. Annem bana hiçbir şey söylemedi, hiçbir şey yapmadı, ama uzunca bir süre o kadar uzak davrandı, o kadar soğuk davrandı ki; edeceği tüm küfür ve hakaretlerden daha ağırdı bu benim için.

Daha sonra annemle baş başa olduğumuz bir günde, annem, “Senin aslında böyle bir yöneliminin olduğunu çok önceden anlamıştım. İzlediğin filmler, okuduğun kitaplar, davranışların, sohbet ettiğin insanlar… Her şeyin çıkacağı kapı belliydi, ama bunu bir türlü kabul edemiyordum. Belki sadece merak ediyordur diye düşünüyordum, ama bunun doğru olmadığını öğrendim.” dedi ağlayarak. Daha sonra da, “Sana bunun için kızacak değilim tabii ki, bu senin elinde olan bir şey değil.” dedi. O günkü itiraflarımızdan sonra ikimiz de eskisi gibi olmuştuk.

Ailem dışında bunu öğrenen ilk kişi bir erkek değil, farklı bir biçimde kız bir arkadaşım olmuştu. Pelin benim sınıf arkadaşımdı. Okula gelirken taktığım abartılı şallar, sürekli renkli ve farklı giyinişim ve genel erkek profilinden farklı şeylere ilgi duyuşumla bendeki farklılığı fark etmişti. Birlikte Karşıyaka’da bir kafede otururken, “Ya Alp ben sana bir şey soracağım, ama korkuyorum.” dedi. Gülümsedim ve “Neden? Sor hadi!” dedim. Birazcık çekindi, ama daha sonra direkt olmasa da eşcinsel olup olmadığımı ima edecek bir soru sordu.

Gülüyordum onun bu haline. Bana bir türlü direkt olarak bunu soramıyordu. Bunu normalleştiremiyordu. Bana birisinin eşcinsel olup olmadığımı sorması, hangi takımı tuttuğumu sorması kadar doğal ve normaldi aslında. Pelin’e, “Evet, eşcinselim.” dediğinde yüzünde rahatlamış bir ifade gördüm. keçiören escort bayan Daha sonrasında da her zaman bir eşcinselle karşılaşanların sorduğu klasik sorular geldi. Bunu nasıl fark ettiğimi, daha önce bir şey yaşayıp yaşamadığımı ve kadınlar hakkında ne düşündüğümü falan sordu.

Ben de Pelin’in tüm sorularına cevap vererek onun merakını giderdim. Pelin en sonunda sorularının cevabını almış bir şekilde rahatladığında, ona, “Peki bu arkadaşlığımızı değiştirecek mi?” dedim. Elimi tuttu ve “Saçmalama. Tabii ki de hayır.” dedi. Pelin bu durumumu bilen 3. Kişi olmuştu. Aslında kimseden saklamıyordum, ama kimseye bunu belli etmeye de çalışmıyordum. Sadece içimde yaşıyordum bunu.

Bu itirafımdan birkaç hafta sonra bir gün Pelin’in evine gittim sohbet etmek için. Sohbet sırasında bana, “Sen hiç makyaj yaptın mı?” dedi. “Hayır.” dediğimde beni odasına götürdü ve “Deneyelim mi?” dedi. Bir şeyler tecrübe etmeye bayıldığım için kabul ettim. Önce bir ruj sürdü, gözüme kalem çekti, kirpiklerimi boyadı ve aynanın karşısına geçtiğimde kendime ilk kez bu gözden bakıyordum. Tüysüz suratım resmen bir kadının suratından farksızdı. Pelin’e, “Harika bir makyözsün.” dedim. Gülümsedi ve “Gerçekten çoğu kızdan daha iyi taşıyorsun makyajı.” dedi. Bu beni iyi hissettirmişti.

Daha sonra birkaç kez daha Pelin bunu yaptı ve en son birlikte otururken, “Bu böyle olmayacak. Kadın kıyafetleri de denemelisin.” dedi . Pelin’e baktım, “Öyle mi dersin?” diyerek. Pelin kafasını salladı ve “Bekle.” diyerek dolabını açıp bir etek ve bir kadın bluzu çıkarttı. Bunları verdi ve odadan çıkıp, “Dene hadi.” dedi. Soyunurken heyecanlanmaya başlamıştım, önce eteği daha sonra da bluzu üstüme geçirdim ve Pelin’i çağırdım.

Pelin içeriye girince hafifçe gülümseyerek, “Gerçekten çok iyi taşıyorsun.” dedi. Bir süre aynada kendimi izledim ve daha sonra üstümdeki kıyafetleri çıkartıp kendiminkileri giydim. Pelin bize birer kahve yaptı ve oturup sohbet etmeye başladık. Pelin bana sürekli bunları istediğim gibi yaşamamı söylüyordu. “Ailene bile bahsettikten sonra diğerlerinin ne söyleyeceği önemli değil.” dedi.

Ben de, “Haklısın, fakat bu normal bir şey değil diğerlerinin gözünde. Bir erkeğe gidip ondan hoşlandığımı söylediğimde bir kadınınki gibi dönüş alamayacağım ki. Çoğu hoşlandığım erkek de zaten bu konuya hiç ama hiç yönelimi olmayan erkekler.” dedim. Pelin gülümsedi ve yüzümü okşayarak, “Sen çok duygusal ve narin bir insansın. Eminim ki karşına senin gibisi çıkacaktır.” dedi. Ailemden sonra en yakın arkadaşlarımdan birisinden de böyle bir desteği almak beni daha da güçlendirmişti.

Lise 2’nin ikinci döneminde de artık bu konuda ilk somut adımımı atmıştım. Uzun süredir samimi olduğum Mert isimli bir arkadaşım benim bu konudaki ilk somut adımımı atmamı sağlamıştı. Fakat emin olamıyordum, ikimiz de erkektik ve bu samimiyet acaba erkek muhabbetinden dolayı mı geliyordu? Yoksa o da benim gibi miydi? Bunu bir türlü çözemiyordum. Fakat artık beklemek istemiyordum, risk alacak ve sonuçları görecektim. Artık Mert’e daha samimi davranıyordum. Bazen ona yerli yersiz sarılıyor, farklı kelimeler kullanıyor, onun vücuduna kısa temaslarda bulunuyordum. Mert de bazen buna anlam veremese de hiçbir şey demiyordu. Bazı şeylerden emin olmaya başlamıştım bu süreçten sonra.

Mert ile artık sadece baş başa kalacağımız bir yer lazımdı. Mert ile bu imkanı bulabileceğim en iyi ortam benim evimdi. Ailemin eve gelmesine kadar 3 saatlik boş bir zaman oluyordu ve bu süre içerisinde gayet rahat olabilirdik. etlik escort Bir okul çıkışı zamanında Mert’i evime davet ettim. Birlikte servise bindik ve yol boyunca hiçbir şey konuşmadık. Normalde susmayan biz, tek kelime edemiyorduk. Sanırım ikimizin de düşünceleri vardı o an. Olacakları ikimiz de kestiriyor gibiydik. Evimin önüne geldiğimizde indik birlikte. Mert ilk kez evime geliyordu. Heyecanlıydım ve o içeriye girdiği andan itibaren bacaklarım titremeye başlamıştı.

Mert’i salona aldım ve ona çok kaliteli bir şarap ikram ettim babamın koleksiyonundaki şaraplar arasından. Daha sonra da güzel bir sohbete başladık. Sohbet hafiften ısınıyordu ve ikimiz de rahatlıyorduk. İkinci şarapları doldurmak için kalktığımda hafifçe kırıtarak yürümeye başlamıştım. Hiçbir erkeği baştan çıkartmak gibi bir şey yapacağımı aklımın ucundan dahi geçirmiyordum. Ama şimdi yapıyordum. Şarapları doldurduktan sonra tekrardan onun yanına oturdum ve ansızın kafamı onun göğsüne dayadım. Ufak bir sessizlik oldu. Kalbinin çarpmasını hissediyordum çok rahat. Mert fena halde kasılmıştı ama hiçbir şey demiyordu bana.

O halde birkaç dakika durduktan sonra, “Senden hoşlanıyorum.” dedim. O iki kelimeyi söylemek o kadar zor gelmişti ki. Mert halen bir şey diyemiyordu. Kafamı kaldırdığımda burun buruna geldik ve ilk öpücüğü ben bıraktım onun dudaklarına. İkimiz de robot gibiydik. Hiçbir şey yapmıyor, hiçbir şey hissetmiyor, hiçbir şey duymuyorduk sanki. Sadece ufak ufak öpüşmeler vardı aramızda. Mert gözlerini kapatmış bir halde sadece öpücüklerime karşılık veriyor, bazen sadece duruyor ve benim onu öpmeme izin veriyordu. O da kendi içinde bir hesaplaşma yaşıyordu.

Onun elini tutup belime götürdüm ve ben de elimi bacaklarının arasına attım. Görevler biçilmiş gibiydi sanki. İlişkide, tabir etmek gerekirse, o güçlü bir erkek, ben de onu tatmin eden bir kadındım. Mert’i dudaklarından öperken bir yandan da taşaklarını hafif hafif avuçluyordum. Pantolonun altından ereksiyon olan siki, dokunduğum ilk sikti.

Mert’i elinden tuttum ve odama götürüp, yatağa uzandırdım. Önce tişörtünü çıkarttım, sonra da kendi tişörtümü çıkarttım ve bir süre baktım onun bedenine. Eğildim ve hafifçe bir öpücük bıraktım göğüslerinin üstüne. Çok az da olsa belirginleşmiş baklavalarını okşadım bir süre ve pantolonuna gitti ellerim. Sakin sakin çözmeye başladım kemerini ve sonra da açtım düğme ve fermuarını. Pantolonunu indirdiğimde de siyah bir boxerdan başka hiçbir şeyi kalmamıştı Mert’in.

Biraz utanıyor gibiydi, yatağımda rahat değildi. Eğildim bir daha öptüm dudaklarını ve “Sadece sakin ol.” dedim. Gülümsedi kaygılı bir biçimde. Boxerını indirirken çok fazla heyecanlanmıştım, ama belli etmek istemiyordum. Boxerını çıkartıp attığımda, 16-17 cm civarında, orta kalınlıkta bir sik çıktı karşıma. Elime aldım ve bir süre okşadım. Siki kazık gibi olmuştu kısa sürede.

Filmlerde gördüğüm gibi eğilip ağzıma almam gerekiyordu. Hafifçe eğildim ve dudaklarımın arasına yerleştirip, yavaş yavaş emmeye başladım. Mert kesik kesik inliyordu. Sikini emerken çok dikkatliydim. Sanki bir çocuğa ya da bir hayvana dokunurmuşum gibi çok hassas ve nazik davranıyordum. Mert de kasıldıkça kasılıyordu. O kendini kastıkça taşakları hafif hafif büzülüyor ve sonra tekrardan eski haline geliyordu.

Ellerimi taşaklarına attığımda Mert daha fazla dayanamadı ve ağzıma patladı. Bu aniden olunca ikimiz de şaşırmıştık. Kafamı hemen geriye attım. Mert de toparlanmaya çalışınca, ağzım, yüzüm, göğsüm ve çarşafım döl içinde kaldı. Mert kalktı, toparlandı hemen ve “Bu böyle olmaz… Buradaki her şeyi unutalım.” dedi. Ona hiçbir şey diyemiyordum. Yüzüne baktım sadece uzunca. Mert bir şey demek ister gibiydi, ama ağzından çıkmıyordu kelimeler. Arkasına bakmadan gitti…

[Alp]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.